İran’ın ateşkes anlaşmazlığı ve Yemen saldırıları iki deniz geçidini baskı altında tutuyor
Hazirandaki İran-ABD ateşkesini canlandırma görüşmeleri Hürmüz üzerindeki karşıt iddialarla tıkanırken, Husilerin gemilere yeniden saldırması Yemen’i Güvenlik Konseyi gündemine geri taşıdı.
Jeopolitik··Sabah
Haziran ateşkesine dair arabuluculuk görüşmeleri yerinde sayıyor
Al-Monitor’ün aktardığına göre üst düzey bir İranlı kaynak Reuters’a, ABD’nin haziranda varılan ara anlaşmaya dönmesi ve taahhütlerin uygulanması için takvim belirlenmesi konusunda arabulucular üzerinden yürüyen görüşmelerde kesinlikle hiçbir ilerleme olmadığını söyledi. Haziran metni tüm cephelerde askerî operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirilmesini ilan etmişti. ABD Başkanı Donald Trump 7 Temmuz’da anlaşmanın bittiğini söyledi; İran Dışişleri Bakanlığı bir hafta sonra metni askıya alınmış saydı. Washington, Tahran’ı Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma yükümlülüğünü yerine getirmemekle suçluyor; Tahran ise ABD’nin İran limanlarına uyguladığı ablukayı kaldırma ve dondurulmuş varlıkları serbest bırakma sözünü tutmadığını söylüyor. Trump çarşamba günü boğaz üzerinde ABD’nin tam denetimi bulunduğunu ileri sürdü; İran’ın suyolunu yönetmek için kurduğu Basra Körfezi Boğaz İdaresi ise geçişin kapalı kaldığını ve İran’ın koşulları kabul edilmeden açılmayacağını bildirdi. Salı günü bölgede gemilere yeni saldırılar yapıldığı aktarıldı. Arabuluculuk hattındaki tıkanma, boğaz anlaşmazlığını ve ara anlaşmanın daha geniş taahhütlerini iki tarafın da kabul ettiği bir çalışma takviminden yoksun bırakıyor.[1]
Hürmüz’ü kimin denetlediğine dair karşıt iddialar
Al-Monitor’ün aktardığı ikinci Reuters haberine göre İran Besic Teşkilatı’nın yeni atanan başkanı Hossein Taeb perşembe günü Hürmüz Boğazı’nın İslam Cumhuriyeti’nin yönetim ve denetiminde olduğunu söyledi. Açıklama, Trump’ın bir gün önce boğaz üzerinde tam denetim iddiasında bulunmasının ardından geldi. İki taraf da diğerinin iddiasını doğrulamıyor. Taeb’in sözleri yarı resmi Fars ajansına dayanıyor. Aynı gün üst düzey askerî siyasi yetkili Rasoul Sanaei-Rad, karşı taraf haziranda varılan geçici anlaşmadaki taahhütlerini yerine getirmedikçe boğazın açılmayacağını, açılışın ABD’nin tek başına başaracağı bir iş olmadığını söyledi. Dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazının beşte biri savaştan önce buradan geçiyordu; 28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail saldırılarının ardından Tahran boğazı fiilen kapattı, Washington da İran limanlarına deniz ablukası uyguladı. Karşıt denetim iddiaları, daha önceki fiilî kapanış ve ablukasının üstüne oturuyor; anlaşmazlık hem suyolu üzerindeki siyasi yetkiyi hem de trafiğin yeniden açılmasının pratik koşullarını kapsıyor.[2]
Yemen’deki gemi saldırıları Güvenlik Konseyi’ne dönüyor
UN News’in aktardığına göre BM Güvenlik Konseyi perşembe günü, çatışmalar yayılırken ve gemilere yönelik saldırılar yeniden başlarken Yemen’i görüşmek üzere toplandı. 11 Ağustos’ta Bab el-Mendeb Boğazı’nda bir ticaret gemisi vuruldu ve altı kişi öldü; Husiler temmuzda Suudi Arabistan bağlantılı gemilere deniz ablukası ilan etmişti. Konsey 7 Ağustos’ta yayımladığı açıklamada Husilerin Suudi Arabistan’a ve ticaret gemilerine yönelik füze saldırılarını kınamıştı. Husiler 2014’ten bu yana Sana’yı elinde tutuyor; çatışmanın çerçevesini 2022’de Birleşmiş Milletler aracılığıyla varılan ateşkes belirliyor. Yemen dünyanın en ağır insani acil durumlarından biri olmayı sürdürüyor: 2025’te 19,5 milyon kişinin insani yardıma gereksinimi vardı. Oturumun ardından kapalı istişareler yapıldı. İlerleme kaydedilmeyen ara anlaşma görüşmeleri, Hürmüz üzerindeki karşıt iddialar ve yenilenen gemi saldırıları, baskıyı aynı anda iki boğaz noktasına yerleştiriyor: Hürmüz ve Bab el-Mendeb. Her iki koridorda da hükümetler ve çatışma tarafları denetim iddia ediyor, karşı tarafın versiyonunu reddediyor ve ticari mürettebatı kesintili trafik, yeni saldırı haberleri ve tamamlanmamış diplomatik takvimlerle karşı karşıya bırakıyor.[3], [1], [2]