Caracas mahkûmları bıraktı, Lula'nın yarışı daraldı, Washington yaptırıma kaydı
Venezuela'nın mahkûm tahliyeleri, Lula'nın daralan ikinci tur farkı ve Washington'ın Küba'da yaptırımlara yönelmesi, siyasal açılım ile dış baskının aynı anda ilerlediğini gösteriyor.
Venezuela'nın geçiş hükümeti, Barış ve Demokratik Birlikte Yaşam Programı kapsamında 131 kişinin cezaevi dışında alternatif tedbirlerle serbest bırakıldığını duyurdu. Bağımsız doğrulama kısmi kaldı: muhalefet hareketi Vente Venezuela 43, insan hakları örgütü Foro Penal en az 40 tahliyeyi teyit etti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tahliyeleri ülkenin uzlaşma süreci için önemli bir adım diye niteledi ve Nicolás Maduro'nun 3 Ocak 2026'da gözaltına alınmasından bu yana 1.046 Venezuelalının serbest bırakıldığını söyledi. Foro Penal, cuma günü serbest bırakılanlar arasında 17 kadın bulunduğunu bildirdi ve 10 Ağustos itibarıyla yaklaşık 391 siyasi tutuklunun hâlâ cezaevinde olduğunu aktardı. Muhalefetten Juan Pablo Guanipa, eve dönen her kişinin aileler için büyük bir rahatlama olduğunu, ancak tutukluların tamamının bırakılması gerektiğini söyledi. Hak örgütlerinin teyit ettiği sayılar hükümetin açıkladığı toplamın altında kaldığı için doğrulama meselesi de tahliyelerin bir parçası hâline geldi. Alternatif tedbirlerin kapsamı açıklanmadı; serbest bırakma siyasal bir açılım sinyali verse de cezaevi dışında kalan kısıtların içeriği henüz netleşmedi.[1]
Brezilya'da ikinci tur farkı hata payına indirdi
Quaest'in Globo için yaptığı ankette Lula, ikinci tur eşleşmesinde yüzde 43 ile Flavio Bolsonaro'nun yüzde 40'ının önünde. Aynı şirketin 5 Ağustos'taki ölçümünde oranlar yüzde 44'e 39'du; fark üç puana inerek daraldı. İlk tur eşleşmesinde Lula yüzde 38, Flavio Bolsonaro yüzde 31, Renan Santos yüzde 4, Ronaldo Caiado yüzde 4 ve Romeu Zema yüzde 2 aldı. Anket 10-13 Ağustos'ta 2.004 kişiyle yapıldı ve hata payı 2 puan olarak bildirildi; ikinci turdaki fark bu payın sınırında kalıyor. Seçim ekimde yapılacak. Lula, kampanya sırasında dışarıdan gelen müdahale tartışmasında Brezilya seçimlerine karışılmaması gerektiğini, bu seçimlerin Brezilya'nın sorunu olduğunu, Amerikan seçimlerinin de kendisini değil onları ilgilendirdiğini söyledi. İlk turda üçüncü adayların düşük payı, ikinci tur eşleşmesini fiilen Lula-Bolsonaro hattına sıkıştırıyor. Daralan fark, seçim takvimini Latin Amerika'daki diğer siyasal açılımlarla aynı pencerede okumayı gerektiriyor ve dış müdahale tartışmasını da yarışın içine taşıyor.[2]
Washington Küba'da yaptırım ve gelir kesmeye yöneldi
Trump yönetiminin Küba stratejisi, Chicago Tribune'de yayımlanan Bloomberg haberine göre askerî güç yerine yaptırım ve ekonomik baskıya odaklanıyor; hesap, adının açıklanmasını istemeyen ve konuyu bilen kişilere dayanıyor ve bağımsız olarak doğrulanmış değil. Habere göre Washington'ın dikkati, ocak ayında Venezuela lideri Nicolás Maduro'yu ele geçiren baskına benzer bir harekâttan çok yönetimin gelir kaynaklarını kesmeye yönelmiş durumda; Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun yönlendirdiği yetkililer Castro ailesine ve askerî yöneticilere akan paranın daha fazla kısılabileceği sonucuna varmış. ABD önlemleri arasında hükümete petrol teslimatına yönelik deniz ablukası bulunuyor ve bu, tekrarlanan elektrik kesintilerine yol açtı. Küba yetkilileri yaptırımları soykırımcı diye niteliyor, ekonomik reform ve müzakereye açık olduklarını ama siyasal düzenin tartışmaya kapalı olduğunu söylüyor. Dışişleri Bakanlığı yazılı açıklamasında Başkan Donald Trump'ın elinde birçok seçenek bulunduğunu bildirdi. Rubio bu hafta yayımlanan bir söyleşide Küba'nın yönetimin görev süresi 2029 ocağında bittiğinde çok farklı bir geleceğe doğru geri dönülmez bir yola girmiş olacağına güvendiğini söyledi; CIA Direktörü John Ratcliffe mayısta 9,4 milyon nüfuslu adayı ziyaret etmişti. Caracas'taki kısmi tahliyeler ve São Paulo'da daralan seçim farkıyla yan yana okunduğunda, bölgede siyasal açılım ile dış baskı aynı anda ilerliyor.[3], [1], [2]