Oyların aritmetiği
Üye devletler 144'e karşı 10 oyla, 13 çekimserle Türk'ü yeniden seçti; ABD, İsrail, Rusya, Kuzey Kore ve altı ülke aleyhte oy kullandı. Bu tablo bir veto değil, bir koalisyon fotoğrafıdır: karşı çıkanlar sayıca güçlü başkentleri içeriyor, ancak çoğunluğu oluşturamıyor. Türk, makamın 1993'te kurulmasından bu yana iki tam dönemi tamamlayacak ilk komiser; yani sonuç, kurumsal sürekliliğin tekil bir örneğini de kayda geçiriyor.[1]
Karşı oyların gerekçeleri açıkça taraflara ait: İsrail Dışişleri Bakanlığı ofisi tarafsızlığı çiğnemekle suçladı, ABD Dışişleri Bakanlığı yeniden seçimi 'yozlaşmışlığın örneği' olarak niteledi. Bu itirazlar bir pozisyonu kurar, uygulamayı değiştirmez; çünkü komiserlik, hükümetleri zorlayacak bir yaptırım aygıtına değil, rapor etme ve görünür kılma yetkisine dayanır.[1]
Meşruiyet mi, yaptırım gücü mü?
Yeniden seçimin asıl kazanımı yaptırım değil, mandatın tazelenmesidir: çoğunluk, İsrail'in Gazze ve Lübnan'daki eylemlerini eleştiren bir komiseri açıkça korudu. Bununla birlikte bu meşruiyetin sahada bir maliyet yaratıp yaratmayacağı belirsiz. İzlenecek gözlemlenebilir sinyal, karşı oy veren devletlerin insan hakları ofisiyle iş birliğini ya da katkı paylarını kısıp kısmayacağıdır; bu kısıtlama gelirse, oylama bir meşruiyet gösterisi olmanın ötesine geçemez demektir.[1]