ISS'nin dışındaki altı ay göz içi lenslerin çoğunu sağlam bıraktı, ışıkla ayarlanabilir lenslerin hepsi değişmiş döndü
JAMES deneyinde 135 göz içi lens, ambalajsız hâlde yaklaşık altı ay Uluslararası Uzay İstasyonu'nun dış yüzeyinde durdu. Şimdiye dek incelenen 61 lensin 42'sinde maruziyete bağlanabilecek bir değişiklik görülmedi; uçuş yönüne bakan taşıyıcıdaki dokuz akrilik lensin sekizi çatladı, beş lens sarardı, ışıkla ayarlanabilir altı lensin hepsinde ise araştırmacıların henüz açıklayamadığı bir kaldırım taşı dokusu oluştu. Morgan Micheletti sonuçları Londra'daki ESCRS kongresinde uzayda göz cerrahisine doğru keşif amaçlı bir ilk adım olarak sundu.
Bilim··Sabah
135 lens, istasyonun dışında altı ay yolculuk etti
Houston'daki Berkeley Eye Center'da katarakt cerrahı olan Morgan Micheletti, JAMES'in, yani Uzayda Malzeme Maruziyetinin Ortak Değerlendirmesi deneyinin ilk sonuçlarını pazar günü Londra'da, Avrupa'nın katarakt ve refraktif cerrahlar derneği ESCRS'nin 44. kongresinde sundu. Proje, katarakt ameliyatında gözün bulanıklaşmış doğal merceğinin yerine takılan implantlar olan 135 göz içi lensi ambalajsız olarak Uluslararası Uzay İstasyonu'na gönderdi ve CLAIRE adlı taşıyıcılarla istasyonun dış yüzeyinde üç noktaya yerleştirdi: uçuş yönüne bakan ve atomik oksijene boğulan Ram; Güneş'in morötesi ışığına dönük Zenith; ve maruziyet platformunun altına sıkıştırılmış, her ikisinden de kısmen korunan Underdeck. Aynı biçimde ambalajından çıkarılan 45 lens ise kontrol amacıyla Dünya'da oda sıcaklığında ve normal basınçta bekledi. Yaklaşık altı ay yörüngede kaldıktan sonra uçuş lensleri geri döndü; Liliana Werner'in Utah Üniversitesi'ndeki ekibi, Intermountain Ocular Research Center, bunların 61'ini ve kontrol lenslerinin 20'sini elden geçirdi; berraklığa, malzemenin bütün kalıp kalmadığına ve yüzeylerde ne biriktiğine baktı. Micheletti kongreye, amacın ambalajlı bir lensin Mars'a nasıl gideceğini taklit etmek değil, sert koşullarda olası bozulma biçimlerini ortaya çıkarmak olduğunu söyledi; böylece ambalaj, kalkan, saklama ve malzeme seçimleri, birilerinin bunlara ihtiyaç duymasından çok önce belirlenebilecek.[1]
Uçuş yönüne bakan akrilikler çatladı, ışıkla ayarlanabilir lenslerin hepsi kaldırım taşı desenli döndü
İncelenen 61 uçuş lensinin kırk ikisinde dışarıda geçirdikleri süreye bağlanabilecek hiçbir şey görülmedi. Kalan 19 lens üç desene ayrıldı. Ram taşıyıcısında dokuz lensin sekizinde atomik oksijenin erken aşındırmasıyla uyumlu çatlaklar ve yer yer yüzey pürüzlenmesi vardı; sekizi de akrilikti, beşi hidrofobik, üçü hidrofilik; dokuzuncu lens silikondu ve sararmıştı. Toplamda beş uçuş lensi sararmıştı: ikisi hidrofobik akrilik, üçü silikon; dördü Zenith taşıyıcısından, biri Ram'den. Spektrofotometri bu lenslerde ışık geçirgenliğinin düştüğünü, en belirgin düşüşün 400 ile 500 nanometre arasında olduğunu ölçtü. Üçüncü desen, ekibin henüz açıklayamadığı desen: uçan ışıkla ayarlanabilir altı lensin hepsi, üç konuma dağılmış olmalarına karşın her iki yüzeyinde ve optik kenarı boyunca kaldırım taşı ya da baloncuklu ambalaj görünümünde bir dokuyla döndü; Dünya'da tutulan iki eş lensin hiçbirinde bu görülmedi. Mekanizma bilinmiyor ve araştırmacılar, doğrudan uzay maruziyetiyle ilgisi olmayan bir açıklamanın henüz dışlanamayacağını söylüyor.[1]
Keşif amaçlı bir ilk adım; sırada cerrahi donanım var
Micheletti çalışmayı lens markalarının karşılaştırılması ya da bir hipotezin sınanması değil, keşif amaçlı ve betimleyici bir çalışma olarak tanımladı: çözümleme yükün seçilmiş bir bölümünü kapsıyor, lens sayıları küçük ve dengesiz, bazı taşıyıcı konumlarında belli bir modelden tek lens vardı, ambalajsız lensler elleçleme ya da çevre kaynaklı kirlenmeye açıktı ve Dünya'daki kontrol lensleri fırlatma, dönüş ya da uçuş elleçlemesinden hiç geçmedi; bu da değişikliklerin ne kadar kesin biçimde maruziyete bağlanabileceğini sınırlıyor. Geçirgenlik ölçümlerinin ötesinde görüntü kalitesi, mekanik ve klinik başarım testleri henüz yapılmadı; bulgular ne Dünya'daki rutin katarakt ameliyatının güvenliği ne de göze zaten takılı bir lensin uzayda nasıl davrandığı hakkında bir şey söylüyor. Ekip bir sonraki adımda, bulanık doğal merceği parçalayıp alan ultrason ve sıvı düzeneği olan fakoemülsifikasyon sistemini parabolik uçuşlardaki kısa ağırlıksızlık anlarında denemeyi planlıyor; daha uzun yol ise sürekli mikro yerçekimi testlerinden ve nihayet yörüngede bir cerrahi deneyinden geçiyor. Araştırmada yer almayan ESCRS sekreteri Joaquín Fernández, çalışmayı derin uzay keşfine ileri görüşlü bir hazırlık olarak niteledi.[1]