Avustralya’nın kuruyan nehir yatakları karbon hesabını büyütüyor
Avustralya nehir ağı için yapılan yeni hesaplamada, kuruyan yataklar karbondioksit salınımının önemli bir bölümünü oluşturdu. Hakemli tek modelleme çalışması, nehir yüzeyini sabit kabul etmek yerine akan suyun ve açıkta kalan yatakların mevsimsel değişimini izledi. Tropik bölgelerin yağışlı mevsimiyle ılıman bölgelerin kış yağmurları farklı bölgesel örüntüler ortaya çıkardı. Kuru yatak ölçümlerinin azlığı, tahminlerde geniş belirsizlik bırakıyor.
Bilim··Sabah
Açıkta kalan nehir yatakları karbondioksit bırakıyor
Avustralya nehirlerinin karbon hesabında, kuruyan yatakların yılda tahmini 13,9 teragram karbondioksit bıraktığı hesaplandı. Hakemli tek modelleme çalışması, gaz ölçümlerini akarsu ağı haritalarıyla birleştirdi; su yüzeyinin ve açıkta kalan yatakların mevsimsel değişimini izledi. Bir teragram, bir milyon tona karşılık geliyor.[1]
Yağış mevsimleri bölgesel salınım doruklarını değiştirdi
Akan nehirler için karbondioksit tahmini yılda 48,5 teragramdı. Metan için yıllık tahmin ise 0,28 teragram oldu. Metanın su yüzeyinden yayılmasıyla kabarcıklar halinde çıkışı ayrı hesaplandı. Tropik nehirlerde yağışlı mevsim, güneydeki ılıman nehirlerde ise kış yağmurları salınım dorukları oluşturdu. Ulusal toplamın görece dengeli görünmesi, bu farklı bölgesel örüntüleri gizliyordu.[1]
Az sayıdaki kuru yatak ölçümü belirsizliği büyüttü
Karbondioksit modeli, verilerin temizlenip birleştirilmesinden sonra 798 konumdan 1.875 gözleme dayandı. Kuru yataklardan gaz çıkışı ise yalnız 14 konumdaki ölçümlerden bütün ağa genişletildi; bu durum önemli belirsizlik bırakıyor. Kuru yatak sayılmak için yılda en az 4 ay akan su bulunması koşulu arandı. Durgun gölcükler ve su çekilince açığa çıkan bazı kıyı alanları bu tanımın dışında kaldı.[1]
Metan ölçümleri karbondioksit gözlemlerinden daha seyrekti; bu da derişiminin aylık modellenmesini sınırladı. Kısa süren aşırı taşkınlar da aylık hesabın bir başka sınırıydı. Tahmin, eşit dağılmayan gözlemlerle mevsimden mevsime değişen bir ağı tanımlıyor. Gaz alışverişi ve yüzey alanındaki belirsizlikler, derişim belirsizliğine ekleniyor.[1]