Zar yağlarını düzenleyen enzim, kalp kasının kasılmasına katkı sağlıyor
Hakemli çalışma, LPGAT1 adıyla da bilinen LPLAT7 enzimini kalp kası zarının yağ bileşimi ve kasılma işleviyle ilişkilendirdi. Erkek farelerin kalp kası hücrelerinde ilgili genin çıkarılması, belirli zar moleküllerini değiştirdi ve kalp işlevini bozdu. Hücre deneylerinde kalsiyum sinyalleri de etkilendi. Enzimin artırıldığı ayrı basınç yükü modelinde ise farelerin kalp işlevi kısmen iyileşti.
Bilim··Sabah
Zar molekülleri değişince kasılma zayıfladı
Zardaki fosfolipitlerin bileşimini düzenleyen LPLAT7 enziminin geni çıkarıldığında erkek farelerde kalbin kasılması bozuldu. LPGAT1 adıyla da bilinen enzim, zarın iki önemli bileşeni olan fosfatidilkolin ve fosfatidiletanolaminin yağ asidi içeriğini değiştiriyor. Tek bir hakemli çalışma, stearik asit ve dokosahekzaenoik asit içeren belirli moleküllerin azaldığını buldu. Büyük yağ sınıflarının çoğunda toplam miktar korunurken moleküler karışım değişti. Farelerde sol karıncığın kasılma işlevi bozuldu ve kalp yetersizliğiyle ilişkili gen işaretleri arttı.[1]
Kalsiyum sinyallerinde kısmi düzelme sağlandı
Moleküler incelemeler, hücre içi sinyallerde görev alan protein kinaz A (PKA) enziminin etkinliği ile kalsiyum düzenindeki bozukluklara işaret etti. İnsan uyarılmış pluripotent kök hücrelerinden geliştirilen kalp hücrelerinde LPLAT7 azaltılınca kalsiyum geçişleri de değişti. PKA baskılayıcısı H89, sınanan sistemlerde kalp işlevini ve kalsiyumla ilişkili bozuklukları kısmen iyileştirdi. Kısmi düzelme, bu yolun katkısını destekliyor; mekanizmanın bütünü çözümlenmiş değil.[1]
Enzim artışı, basınç yükündeki fare kalbini kısmen iyileştirdi
Aortun daraltılmasıyla basınç yükü oluşturulan ayrı fare deneyinde enzimin ifadesini artırmak kalp işlevini kısmen iyileştirdi. Düzelmeye, bütün fosfolipit havuzunun yenilenmesinden çok PC(40:6) adlı zar molekülünün geri kazanımı eşlik etti. Gözlemsel insan karşılaştırmasında da genişlemiş kardiyomiyopati bulunan 21 kalpteki enzim ifadesi, yetersizlik bulunmayan sekiz kalbe göre azalmıştı. Deneysel müdahaleler hayvan ve hücre sistemlerinde yapıldı. Araştırma, besin desteğini veya hastalarda uygulanacak bir tedaviyi sınamadı.[1]