Önce farkı kuranlar
Efes soyunma odasına 57-36 önde girdiğinde, kenardan gelen oyuncular da farkın oluşmasına katkı vermişti. Beşiktaş üçüncü çeyreğe 10-0 ile başladı; ilk yarıda 21 sayıya çıkan fark, 29. dakikada 65-58’e indi. Bu sıra, kazananın oyunu ne kadar süre aynı düzeyde tutabildiği sorusunu açıyor. İlk yarıda kurulan avantaj, üçüncü çeyrekteki düşüşün maliyetini taşıyacak kadar büyüktü.[1]
Pablo Laso üçüncü çeyrekte topu koruyamadıklarını ve ilk yarıdaki gibi çembere gidemediklerini söyledi. Bu açıklama, skorun değişimine hücumun başlangıcından bakıyor: topu güvenle taşımak ve çembere ulaşmak aksadığında, önceki bölümün sayı üretimi de sürmüyor. Beşiktaş’ın devre sonrası daha iyi savunması alternatif açıklama olarak aynı tabloda duruyor. Dusan Alimpijevic de takımının ikinci yarıdaki reaksiyonundan memnundu. Bu nedenle düşüşün tamamını Efes’in tercihleriyle açıklamak fazla ileri gider.[1]
Son çeyreğe kalan avantaj
Efes son çeyreğe 68-60 önde girdi ve Payne’in üçlükleriyle üstünlüğünü koruyarak 89-80 kazandı. Son bölümün isabetleri, ilk yarıda yedeklerden gelen katkının üzerine eklendi. Maçı yalnız son şutları atan oyuncuyla okumak, o şutlardan önce farkı kuran oyuncuların payını küçültür. Beşiktaş’ın geri dönüşü sırasında bile tabelada kalan avantaj, Efes’e son çeyreğe önde başlama imkânı verdi.[1]
Laso yoğun fikstürde kutlamaya fazla zaman bulunmadığını söyledi. Böyle bir takvimde ilk yarıda yedeklerden skor almak, hücum yükünün paylaşılması açısından değer taşıyor. Bu maç, oyuncu dakika dağılımının sonraki karşılaşmalara ne kadar dinlenme sağlayacağını hesaplamaya yetmiyor; üçlüklerin isabeti de sonucun başka bir açıklaması. Yine de Efes’in elindeki somut kazanım açık: erken katkı bir fark yarattı, son çeyrekteki katkı o farkı galibiyete taşıdı. Teknik ekibin sürdürülebilir kılacağı iş, bu iki bölüm arasındaki top güvenliğini ve çembere erişimi korumak.[1]