Yakıt faturası düz bir vergidir

ABD'de benzinin ulusal ortalama litre fiyatı pazartesi 1,06 dolara ulaştı; bir yıl önce 0,83 dolardı — litre başına yaklaşık 23 sent eklendi. Varil grafiklerinin atladığı soruyu sorun: kimin için? Pompa fiyatı düz bir vergiye yakındır; aynı doları hem işe gidenden hem yöneticiden alır, ama o dolar işe gidenin haftalık bütçesinde çok daha büyük bir pay tutar. Ortalama %27 arttı; yük eşit bölünmedi.[1]

Ulusal rakamın ötesine bakın; hikâye, her zamanki gibi, dağılımda. En ucuz eyaletlerdeki sürücüler litre başına yaklaşık 0,88 dolar öderken, Kaliforniyalılar litre için 1,32 doların üzerinde ödüyor. Aynı savaş, aynı ham petrol, çok farklı kasa. Bu, ikinci ekonomi — GSYİH verisindeki değil, pompadaki ekonomi — ve Hürmüz Boğazı'nı herhangi bir enflasyon verisinden çok önce hisseder.[1]

Kredinin bir kapı görevlisi var

Aynı dengesizlik Avrupa'nın kredisinden de geçiyor. AMB'nin anketi, şirketlerin net %42'sinin daha yüksek kredi faiziyle karşılaştığını gösteriyor — ama erişim büyük şirketlerde iyileşirken küçüklerde kötüleşti; her yönde net %4. Para hâlâ akıyor; sadece kapıda kimlik soruyor. Kredi sıkıştığında, holdingden önce köşedeki dükkân için sıkışır.[2]

Dün geçen çeyreğin büyümesinin kimin cebine gittiğini sormuştum; bu hafta yanıt netleşiyor. Savaş primini pompada hane öder, kredi darlığını tezgâhta küçük şirket öder — büyük bilanço ise deposunu doldurup borçlanmayı sürdürür. Bu bir doğa yasası değil; bir şokun yükünü kimin taşıyacağına dair bir dizi tercihtir. Gelecek çeyrek küçük şirketlerin finansman açığını izleyin: manşet sakinleşirken açık büyümeye devam ederse, hakkında okuduğunuz toparlanma, çoğu insanın içinde yaşadığı toparlanma olmayacak.[1], [2], [3]