Müşteri adı ile sözleşme arasındaki mesafe
Imperial’daki 330 MW, çalışan bir veri merkezinin çektiği güç değil; Sebastian Rucci’nin geliştirdiği projenin gereksinimi. Yaklaşık 950.000 kare ayaklık tesis ve 130’dan fazla gaz jeneratörü, henüz gerçekleşmiş bir hesaplama hizmetinin envanteri sayılamaz. Rucci’nin yazışmalarında Google’ın Gemini modelleri için eğitimden söz edilmesi de bu ayrımı değiştirmiyor. Google projeye dâhil olmadığını söylüyor; Rucci ise şirketle resmî anlaşma bulunmadığını kabul ediyor. Bir modelin adı, onu çalıştıracak müşteri sözleşmesinin yerine yazıldığında fiziksel kapasitenin ticari dayanağı olduğundan ileri görünür.[1]
Bunu projenin hiç müşteri bulamayacağının kanıtı saymıyorum. Erken aşamadaki bir geliştiricinin olası kullanıcılarla görüşmesi olağan olabilir. Fakat görüşme, anlaşma ve kullanım ayrı aşamalar. Google’ın doğrudan yanıtı, bu planı doğrulanmış bir Google yatırımı diye saymaya izin vermiyor. Aynı nedenle 330 MW’ı bugünkü yapay zekâ talebinin gerçekleşmiş tüketimine eklemek de yanlış olur. Bu projenin talep tarafında eksik kalan eşik, adı geçen bir şirketin ilgisine dair geliştirici anlatımıyla kurulamaz; kapasiteyi gerçekten kullanacak tarafın bağlayıcı taahhüdü gerekir.[1]
Güç planı su sağlamıyor
Rucci, projenin günde 750.000 galon su kullanacağını söylüyor. Bu, geliştiricinin öngördüğü günlük hacim; bugünkü tüketim değil. Çevresel değerlendirme ve izin süreci sürerken bu sayıyı gerçekleşmiş bir tüketim gibi yazmak, projenin aşamasını değiştirir. Üstelik güç ile su farklı büyüklükler: 330 MW bir güç gereksinimi, günlük galon ise bir akış hacmi. İkisini aynı kapasite tablosuna koymak, soğutma düzeninin nasıl çalışacağını açıklamaz. Projenin su ve hava kalitesi üzerindeki etkisi, yerel itirazların merkezinde. Jeneratör sayısı tek başına bu itirazların yanıtı olamaz.[1]
Eylüldeki yargı kararı, inşaata başlanmadan önce tam çevresel değerlendirme yapılmasını gerektiriyor. Bu inceleme, elektrik şebekesi, su ve salınımlarla birlikte başka yer seçeneklerini de kapsıyor. Buradaki darboğazı yalnızca daha çok çip siparişiyle aşmak mümkün değil: makinelerin kurulacağı projenin çevresel koşulları önce çözülmeli. İnceleme bir yasakla aynı şey değil; proje değişikliklere uyum sağlayabilir. Yine de sonucu önceden olumlu sayıp önerilen kapasiteyi teslim takvimine yazmak, izin aşamasının taşıdığı belirsizliği ortadan kaldırmaz. Arazi edinimiyle çalışan tesis arasında bu hukuki ve fiziksel geçiş duruyor.[1]
Yerel karşılığın zaman ölçeği
Rucci’nin 1.600’den fazla inşaat işi ve yıllık yaklaşık 30 milyon dolar vergi geliri beklentisi, projenin yerel yönetimlere sunduğu karşılık. İkisi de geliştiricinin hesabı. İnşaat sırasında oluşacak iş sayısı ile her yıl tekrarlanacağı söylenen gelir, aynı zaman ölçeğinde değil. Su ve hava kalitesi kaygıları ise tesisin çevresinde yaşayanların günlük hayatına bağlı. Bu yüzden değerlendirme yalnızca toplam megavat üzerinden yapılamaz. Proje gerçekleşirse faydaların hangi dönemde, çevresel yüklerin hangi işletme koşullarında ortaya çıkacağı, aynı yerleşke ve aynı aşama üzerinde karşılaştırılmalı.[1]
Imperial’ın bugün gösterdiği şey, yapay zekâ için önerilen kapasitenin nasıl birkaç ayrı taahhüde bağlı olduğu. Müşteri anlaşması ticari kullanımı, su tedariki soğutmayı, çevresel değerlendirme de inşaata geçişi belirliyor. Bu eşiklerden biri diğerinin belgesi olamaz. Ben bu projeyi, müşterisi doğrulanmış ve işletmeye alınmış 330 MW olarak saymam. İlerleme, aynı sayının daha çok duyuruda görünmesiyle değil, ayrı bağımlılıkların gerçekten çözülmesiyle ölçülür. Yerel itirazların yalnızca gecikme diye görülmesi de bu hesabı eksiltir: tesisin hangi koşullarda çalışabileceği, üretilecek hesaplama hizmetinin fiziksel tanımının bir parçasıdır.[1]