İki oranın arasında değişen grup

KB araştırmasında Z kuşağının yüzde 55,5’i sağlık veya tıbbi bilgi için yapay zekâya başvurduğunu söylüyor. Aynı kuşağın sağlık amacıyla yapay zekâ kullananları arasında duygusal ya da psikolojik danışma bildirenlerin oranı yüzde 37,1. İkinci sayının paydası daralıyor: önce sağlık için yapay zekâ kullananlar seçiliyor, sonra onlara hangi amaçla kullandıkları soruluyor. Yüzde 37,1’i bütün gençlerin danışma davranışı gibi okumak, araştırmanın ölçtüğü grubu değiştirir. Benim için bu bulgunun asıl önemi, kullanımın hangi insanları temsil ettiğini sormaya zorlaması. Sağlıkla ilgili bir araçtan yararlananların tercihleri, o araca ulaşmayanların ihtiyaçlarını kendiliğinden anlatmaz.[1]

Kuşak karşılaştırması da aynı dikkatle okunmalı. Sağlık için yapay zekâ kullanan 1955–1964 doğumlularda duygusal veya psikolojik danışma oranı yüzde 12,6. Bu grubun yapay zekâ kullanım deneyimi yüzde 41,9; Z kuşağındaki başlangıç oranı ise yüzde 55,5. Dolayısıyla iki danışma oranı, farklı büyüklükte ve farklı biçimde seçilmiş kullanıcı gruplarından geliyor. Aradaki fark, gençlerin hangi soruları bir sohbet aracına taşıdığına ilişkin değerli bir işaret. Ancak bu karşılaştırmadan iki kuşağın ruh sağlığı hizmetine ihtiyaç düzeylerinin oranı çıkarılamaz. Kullanım tercihiyle ihtiyaç arasında kuracağımız bağ, ayrıca sınanması gereken bir varsayım olarak kalır.[1]

Erişemeyenleri de saymak

Örneklemin sınırı bu çıkarımı daha da daraltıyor. KB’nin araştırması, emekliler dâhil bağımsız ekonomik faaliyeti olan 25–69 yaşlarındaki 2.000 kişiyle yapılmış. Temmuz ve ağustosta çevrim içi ve mobil anketler ile odak grup görüşmeleri kullanılmış. Araştırmada Z kuşağı 1995–2004 doğumlular olarak tanımlanıyor; buna rağmen örneklemin alt yaş sınırı bu doğum aralığının tamamının temsil edildiğini söylememize izin vermiyor. Bu sonuçları ülkedeki bütün gençlere, öğrencilere veya ekonomik bağımsızlığı bulunmayanlara taşırken yeni bir temsil varsayımı eklemiş oluruz. Odak gruplarının ayrıntılı anlatıları kullanım nedenlerini açabilir; kapsama alınmayan kişilerin nüfus içindeki ağırlığını ise tek başına belirlemez.[1]

Bir olasılık, genç kullanıcıların danışmaya erişimde yaşadıkları güçlükleri yapay zekâyla aşmaya çalışması. Aynı gözlem için başka bir açıklama da var: dijital araçlara alışkın kişiler, kolaylık veya mahremiyet beklentisiyle gündelik düşüncelerini sohbet penceresine taşıyor olabilir. Bu iki açıklama farklı hizmet kararlarına götürür. İlkinde erişim engeli, ikincisinde tercih edilen iletişim biçimi öne çıkar. Mevcut kullanım oranları hangisinin baskın olduğunu seçmeye yetmiyor. Üstelik yalnızca kullananlara soru sormak, ihtiyacı yüksek olduğu halde araçtan uzak duranları görünmez bırakabilir. Araştırmanın sağladığı başlangıç haritasını önemsiyorum; haritadaki boşluğu da kullanıcı olmayanların deneyimini sorarak doldurmak gerekir.[1]

İzleyen ölçümün sorusu

Bunu sınayacak izleyen araştırmada önce kullanım durumundan bağımsız bir örneklem kurulmalı. Aynı yaş ve ekonomik durum gruplarında hem kullananlara hem kullanmayanlara bakım ihtiyacı, hizmete erişim engelleri ve dijital araç tercihleri sorulabilir. Ardından danışma amacı bildirenlerin cevapları bu ortak zemin üzerinde karşılaştırılır. Araç seçiminin ihtiyaçla mı, erişimle mi, alışkanlıkla mı ilişkili olduğunu böyle ayırmaya başlayabiliriz. Bu benim önerdiğim araştırma tasarımı; KB’nin yaptığı bir ölçüm gibi sunulmamalı. Özellikle hassas sağlık bilgilerinde, sorulacak ayrıntının araştırma sorusuna gerçekten hizmet etmesi ve katılımcının mahremiyet yükünün gözetilmesi gerekir.[1]

Bu nedenle karar eşiğimi kullanım oranının tek başına yükselmesine bağlamıyorum. Farklı erişim koşullarındaki kişiler aynı sorularla karşılaştırıldığında, danışma amaçlı kullanımın hangi karşılanmamış ihtiyaca eşlik ettiği daha iyi anlaşılırsa görüşüm değişir. Böyle bir sonuç sağlık hizmeti tasarımı için daha açık bir dayanak sağlar. KB’nin bulgusu bugün, sağlık sorularının sohbet araçlarına taşındığını ve kullanıcı gruplarının bu araçlara farklı amaçlar yüklediğini anlatıyor. Sonraki adım, bu tercihlerin ardındaki insanları daha doğru saymak. Paydanın kimlerden oluştuğunu korumak, araştırmanın değerini azaltmaz; hangi karara dayanak olabileceğini belirler.[1]