Paydayı sormak

Bir tedavi, paydası olan bir sözdür; hep sorarım: kaç kişi sayıldı, kim sayılmadı? Bu kez cevap sevindirici. Hindistan'ın düzenleyicisi, dört serotipin birden dolaştığı ve küresel dang yükünün üçte birini taşıyan bir ülkede QDENGA'ya 4-60 yaş için ruhsat verdi. Aşı öncesi test istemeden, iki dozla. Bu, faz iki tek kollu bir çalışmanın manşeti değil; bir ülke ölçeğinde alınmış düzenleyici bir karar.[1]

Yine de kliniği düşününce bir çekince kalıyor: ruhsat erişim demek değil. Bir aşının değeri, onu gerçekten koluna kavuşturabilen insan sayısıyla ölçülür; dağıtım, soğuk zincir ve fiyat, etkililik kadar belirleyici olacak.[1]

Fare sevinir, insan sabreder

Aynı günün ikinci mide haberi ise beni dünkü köşeme geri götürüyor. 'Tam olmayan bir kırmızı hücre' için sabır istemiştim; bugün mide asidine dayanan bir nanokafes, tümöre enzim taşıyıp nekroptozu tetikliyor ve altı haftada hayvan modellerinde iltihabı azaltıyor. Zarif bir mekanizma. Ama dosyada 'klinik öncesi' yazıyor: insan yok, hücre ve fare var.[2], [3]

İki haberi yan yana koyunca köşemin değişmez dersi netleşiyor: fare sevindiricidir, insan sabreder. Dang aşısı, o sabrın sonunda gelen ödülün nasıl göründüğünü hatırlatıyor — yıllarca süren denemeler, sonra bir ülkeye açılan kapı. Nanokafes için de öngörüm aynı: mekanizma ne kadar güzel olursa olsun, önümüzdeki yol faz faz ilerleyen insan denemeleridir. O yol yürünene dek, manşet 'umut' der; ben hasta dosyasında 'henüz değil' okurum.[1], [2], [3]