Fark yeniden açıldığında
Fenerbahçe’nin son bölümdeki üstünlüğüne giden yol, üçüncü çeyrekte iki kez daralan farktan geçiyor. Devre 34-24 bitti; konuk ekip yeniden başladığında skoru 36-34’e getirdi. Olympiakos bunun ardından 44-34’ü buldu. Aynı çeyrekte önce yetişip sonra yeniden on sayı geriye düşmek, geri dönüşün tek bir kesintisiz seri olmadığını gösteriyor. Fenerbahçe’nin işi, rakibin karşılığından sonra yeniden hücum üretmekti. Son çeyreğe 49-45 girebilmesi, son dakikada maçı çevirebileceği mesafeyi korudu.[1]
Bu ikinci yaklaşmada Shane Larkin ve Shavon Shields’ın dış atışları vardı. Topun çevrede bitmesi, Nikola Milutinov’un içerideki ribaund katkısının yanında okunmalı: Olympiakos’un uzunu, 13 dakikayı doldurmadan 12 ribaunda ulaşmıştı. Fenerbahçe o mücadeleyi kazanmış gibi davranmadan sayı bulmanın başka bir yolunu kullandı. Burada çıkarılabilecek dar sonuç, bu maçın o bölümünde dış isabetlerin farkı eritmesidir. Savunmanın her hücumda hangi eşleşmeyi seçtiğini bilmeden bunu genel bir taktik üstünlüğe çevirmem.[1]
İsabetin bıraktığı mesafe
İlk yarı, bu okumaya başka bir sınır koyuyor. Olympiakos ilk çeyrekte 12 serbest atışın yalnızca 5’ini sayıya çevirdi. İkinci çeyrekte de beş dakikadan uzun süre sayı bulamadı; Fenerbahçe aynı aralıkta ancak 5 sayı attı. Dolayısıyla rakibin durduğu her bölüm konuk ekibin hızlandığı anlamına gelmedi. Topu durdurmanın değer kazanması, sonraki hücumun da sayı getirmesine bağlıydı. 34-24’lük devre, iki tarafın hücum sorunlarının aynı anda görülebildiği bir örnek bıraktı.[1]
Fenerbahçe’nin üçüncü çeyrekteki dış isabetlerini bu yüzden kalıcı bir hücum kimliği olarak okumuyorum. Aynı pas dizisi, şutların girmediği bir gecede daha küçük bir dönüş getirebilir. Olympiakos’un kaçırdığı serbest atışlar da elde tuttuğu farkı sınırladı. Bunlar geri dönüşü açıklarken birbirinin yanında durabilir: konuk takımın bulduğu isabetler ile ev sahibinin kullanamadığı sayı fırsatları. Tek maçın toplam skoru, her ikisinin payını ayrı ayrı ölçmüyor.[1]
Son basketin öncesi
Wade Baldwin’in basketi bitime 32 saniye kala skoru 62-61 yaptı. Fenerbahçe, maçın başındaki 5-1’den sonra ilk kez öne geçti. Bu basketin ağırlığı, hemen öncesine kadar korunmuş olan küçük farktan geliyor. Son hücum tek başına önceki çeyrekleri açıklamıyor; o çeyreklerde yapılan iş, Baldwin’in bitirişine sonucu değiştirecek değer kazandırıyor. İlk yarıdaki 10 sayı ile son çeyreğe girerken kalan 4 sayı arasındaki mesafe, maçın sonunu okumak için yararlı bir başlangıç.[1]
Maç 64-61 biterken Sasha Vezenkov’un beraberlik üçlüğü isabet bulmadı. Son denemenin kaçması galibi kesinleştirdi; Fenerbahçe’nin o ana kadar oyunda kalışını Larkin ve Shields’ın sayılarıyla, Olympiakos’un yeniden açtığı farka verilen karşılıkla birlikte okuyorum. Rakip bir kez yanıt verdiğinde hücumunu tekrar kurabilmek, bu galibiyette görülen somut beceri. Bunun sezon boyunca ne kadar tekrarlanabileceği başka maçların konusu; bu gecenin sınırı, iki kez kapanan fark ve sonunda değer kazanan Baldwin bitirişi.[1]