Taşın arasındaki bağ
Su, Province House’un iç duvarlarında taşları bir arada tutan harcı yıllar içinde çözmüş. Meclis kâtibi Joey Jeffrey’nin açılış günündeki açıklaması, Charlottetown’daki yapının geçirdiği onarımın nereden okunacağını söylüyor. İlk meclis oturumunu 1847’de ağırlayan neoklasik bina, 24 Ekim’de yeniden açıldı. Şubat 2014’teki mühendislik incelemesi, temelin ufalandığını ve yapının bir bölümünün çökebileceğini ortaya koymuştu. Bu geçmiş, temizlenen taşın arkasında yeniden kurulması gereken bir taşıyıcı bütünlük bulunduğunu hatırlatıyor.[1]
Harçtaki kayıp, korumayı taşın yüzeyinden duvarın çalışma biçimine taşıyor. Benim bu onarımda önemli bulduğum karar, tarihî görünüşü sürdüren malzemeyle binayı ayakta tutan ilişkinin birlikte ele alınması. Jeffrey’nin su sızmasına ilişkin açıklaması, hasarın nasıl ilerlediğine dair somut bir mekanizma veriyor. Binanın o dönemdeki sorunları arasında temel bozulması, çatı sızıntısı ve dökülen sıvalar da bulunuyordu. Bütün sorunların tek bir sızıntıdan doğduğunu varsaymak yerine, birbirine bağlanan farklı yapı öğelerinin onarıma girdiğini görmek daha yerinde.[1]
Bu ölçeğin işçilik karşılığı da uzun sürmüş. 2015’te kapanan binanın onarımı için başlangıçta üç ile beş yıl öngörülüyordu. Salgın ve tedarik sorunlarının yanına malzeme fiyatlarındaki artış ve nitelikli işçi eksikliği eklendi. Jeffrey taş işçiliğinin özellikle güç olduğunu anlatıyor. Bir parçanın temizlenerek korunmasıyla değiştirilmesi arasındaki karar, işin yapılabileceği elleri ve süreyi de ilgilendiriyor. Burada koruma, çizimde verilen kararın ardından malzemeyle tek tek uğraşmayı gerektiren bir yapım işi olarak belirginleşiyor.[1]
Bodrumda açılan çalışma yeri
Bodrumdaki değişiklik aynı yapıya başka bir ölçekte bakmayı sağlıyor. Taban 1,5 metre alçaltılmış; çalışan odası, dolap alanı, dosya deposu ve tamamen erişilebilir tuvalet için yer açılmış. Tarihî meclis salonuyla birlikte, orada çalışan insanların sıradan gereksinimleri de yeniden düzenlenmiş. Bu boşluğu mimari açıdan ilginç kılan, var olan binanın içinde yeni kullanım alanı oluşturması. Yapının hizmet verebilmesi, odaların temsil gücü kadar çalışanların eşyalarını ve belgelerini nereye koyacağıyla da ilgili.[1]
Yeni asansör, yenilenen su ve elektrik tesisatı, havalandırma ile yangın güvenliği sistemleri bu gündelik kullanıma eşlik ediyor. Tarihî pencere ve ahşapların onarımı da aynı işin parçası. Böylece binanın geri dönüşünü hem elde tutulan malzemede hem de içeride hareket etme ve çalışma koşullarında okuyabiliyoruz. Erişilebilir tuvaletin ve asansörün varlığı, yapının kullanıcısına nasıl karşılık verdiğini gösteren somut düzenlemeler. Mimari korumanın kullanım tarafı, bu odalar ve bağlantılar üzerinden görünür hâle geliyor.[1]
Province House’ta duvarın içiyle bodrumun planı arasında okunabilir bir bağ var. Taşları tutan harcın onarımı yapının sürekliliğine, çalışanlara ayrılan yeni yerler ise kullanımın sürekliliğine hizmet ediyor. İkisi de eldeki binaya dönme kararını maddi bir işe çeviriyor. Koruma niyetinin çizimde ve yapımda aldığı karşılık, burada bağlayıcı malzeme ile birkaç gündelik mekânda bulunuyor. Yeniden açılan kapının ardında kalan bu işler, tarihî bir yapıyı yaşatmanın en somut mimari ölçülerinden biri.[1]