Farkın büyüklüğü
Keiko Fujimori 28 Temmuz'da göreve başladı. Haziran ayındaki ikinci turu, solcu rakibi Roberto Sánchez karşısında 50.000'den az oy farkıyla kazanmıştı. Dışişleri Bakanı Carlos Espá bu hafta atandı; Espá daha önce Lima'daki ABD Büyükelçiliği'nde iletişim direktörü olarak çalışmıştı. Göreve başlama törenine ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau katıldı.[1]
Hükümetin dış politika dili tereddütsüz: ABD stratejik ortak olarak tanımlanıyor ve organize suçla mücadele için kurulan Shield of the Americas koalisyonuna katılım planlanıyor. Bu tercihin dayandığı seçmen tabanı ise ülkeyi ikiye bölen bir farkla kazanılmış durumda. Dışarıya kesin görünen bir hizalanma, içeride ince bir çoğunluğa yaslanıyor.[1]
Aynı hafta açılan üç kapı
Aynı hükümet, Meksika ve Kolombiya ile diplomatik ilişkileri onarmayı ve Venezuela ile ilişkileri yeniden kurmayı da planlıyor. Bir başkent aynı hafta hem Washington'la bir güvenlik koalisyonu hem bölge komşularıyla normalleşme konuşuyorsa, seçenek kümesini genişletiyor demektir. Bunun en güçlü karşı okuması, bu genişliğin strateji yerine koalisyon içi denge ihtiyacından doğduğudur: dar farkla kazanmış bir hükümet, birbirine zıt seçmen bloklarına aynı anda bir şey söylemek zorundadır.[1]
Kısıtın nerede olduğu bakırla ilgili. Peru büyük bir bakır üreticisi ve son yıllarda Çin'e yakınlaşmış durumda. Bir güvenlik koalisyonuna katılmak imza gerektirir; ihracatın alıcısını değiştirmek sözleşme, liman ve fiyat gerektirir. Madencilik bölgelerinde çalışan ve geliri bu ihracata bağlı olan kesim, dış politika tercihini sandıktan çok bu ikinci kanaldan hissedecek.[1]
Sözden uygulamaya geçişin işareti
Sözün ne kadarının uygulamaya geçtiğini ölçmenin yolu var. Peru, Shield of the Americas koalisyonuna resmen katılır ve aynı dönemde Venezuela ile büyükelçi düzeyinde temsil yeniden kurulursa, çok yönlü hizalanma yürütülen bir politika olur. İkisinden yalnızca biri gerçekleşirse, hükümetin hangi kapıyı gerçekten açtığı da belli olur.[1]