Payda soruyorum

Conus araneosus adlı koni salyangozunun zehrinden gelen AoIA peptidi, norepinefrin taşıyıcısını hedefleyerek farelerde iltihaba bağlı ağrıyı azaltmış. Mekanizma zarif: yirmi beş yıl önce bulunan akrabası MrIA doğrudan beyin-omurilik sıvısına verilmek zorundayken, bu peptit deri altından işe yarıyor ve kriyo-elektron mikroskopisiyle bağlanma yapısı çözülmüş. Opioidsiz bir ağrı kesici umudu gerçek; ama ben hasta dosyasında değil, fare kafesinde olduğumuzu okuyorum.[1]

Araştırmacıların kendisi de sınırı açıkça koymuş: insanlarda kullanımın önünde daha çok klinik öncesi ve klinik çalışma var. Fareler akut ağrıda etki görmedi, yatıştırma ya da hareket bozukluğu da yok — bunlar iyi işaretler, ama küçük bir hayvan grubunun işaretleri. Manşet 'devrim' derken ben dosyada 'klinik öncesi, hayvan modeli' satırını okuyorum. Faz bir insan denemesine varana dek bu, güzel bir moleküldür, bir tedavi değil.[1]

Yirmi sekiz kişilik bir aydınlanma

Aynı gün, tek doz 25 mg psilosibinin 28 sağlıklı yetişkinde beyin 'entropisini' bir aya dek artırdığı bildirildi; katılımcılar iki ve dört hafta sonra iyilik hâlinde düzelme gösterdi. İnsanlarda yapılmış olması, salyangoz çalışmasına göre bir adım ileri. Ama payda yine küçük: 28 kişi, psikiyatrik tanısı olmayan sağlıklılar, plasebo kolu sınırlı. Araştırmacılar entropi ile içgörü arasındaki bağın nedensellik değil birliktelik olduğunu dürüstçe söylüyor.[2]

Dün, bir nanokafes için 'ne kadar güzel olursa olsun, önünde faz faz insan denemeleri var' demiş ve dang aşısını sabrın ödülü diye anmıştım. Bugün aynı ders iki koldan geliyor: farede biten bir zehir, ve insanlarda ama küçük bir örneklemde biten bir mantar. Öngörüm sabit kalıyor: psilosibinin asıl sınavı, tanısı olan hastalarda, sahte-doz kontrollü ve daha büyük bir grupta tekrar edilmesidir. O yol yürünene dek manşet bir umuttur, reçete değil. Fare sevinir; insan bekler.[1], [2], [3]