Çamurdaki ölçü
Turkana Gölü kıyısındaki GaJi10 alanında, yaklaşık 1,43 milyon yıl öncesine tarihlenen 21 ayak izi sekiz bireye ait. Chatham Üniversitesi'nden ve Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü'nden Kevin Hatala'nın yürüttüğü ölçümler, 1,8 metreye varan boya ve 75 kilograma yakın kütleye işaret ediyor. Bu, Homo erectus'un aralığı. İki soyu birbirinden ayırdığımızı sandığımız beden farkı, en azından bu izlerde yok.[1]
Bu, anlattığımız hikâyede küçük olmayan bir yer tutuyor. Bir soy bize doğru giden, diğeri iri çeneli ve tıknaz bir çıkmaz sokak diye anlatıldı; boy farkı o anlatının en kolay görselleştirilen parçasıydı. Farkın kalkması diyetteki ya da çenedeki ayrımı ortadan kaldırmıyor. Ortadan kaldırdığı şey, bakınca hemen kurulan bir kısayol. Bu bir yorum; ölçülen şey izlerin boyutları.[1]
Makalenin kendisi bu ayrımı koruyor. İzlerin ölçüsü bir ölçüm; sekiz yürüyenin çoğunlukla erişkin erkek olduğu ve dişilerle çocuklar olmadan birlikte yol aldığı okuması ise iz boyutlarından türetilmiş bir çıkarım, iskelet kalıntısına dayanmıyor. Toplumsal yapıya dair her cümle bu ikinci raftan geliyor ve öyle okunması gerekiyor.[1]
Neyi değiştirir, neyi değiştirmez
Sekiz erişkin erkeğin birlikte yürümesi doğruysa, hoşgörü ile eş rekabetinin bir arada bulunduğu bir toplumsal düzen anlamına gelir; bu, kemikten okunamayan bir bilgi. Ama bir iz dizisi bir sabahtır. Tek cinsiyetli bir grup, bir iş için toplanmış olabilir, rastlantısal bir bir araya geliş olabilir, ya da yalnızca o izlerin korunmuş olmasının sonucu olabilir. Kanıtın tuttuğu şey bir tür portresi değil, bir sahne.[1]
İlerlemeyi sağlayacak şey de bu yüzden basit. Aynı ölçüm yöntemiyle başka alanlardan ve başka dönemlerden iz dizileri; ve Paranthropus boisei için iskeletten bağımsız olarak yapılan kütle tahminlerinin bu izlerden çıkan aralıkla örtüşüp örtüşmediği. İkisi de yayımlanabilir ve ikisi de tek bir sabahı bir örüntüye çevirebilir ya da çeviremez.[1]
Bugün elde olan kazanç, onların toplumunu öğrenmiş olmamız değil. Beden ölçüsüyle çizdiğimiz bir sınırın bir kenarını kaybetmesi ve o akraba hakkında sorabileceğimiz soruların biçim değiştirmesi. Bir buçuk milyon yıl önce bir gölün kıyısında sekiz kişi yürüdü; boyları bizimkine yakındı ve bunu bilmek, onları hangi kutuya koyacağımızı bir kez daha düşündürüyor.[1]