Sayının kuruluşu

Ekip, La Brea Tar Pits Müzesi koleksiyonunda 3.722 Smilodon fatalis omuru inceledi: 849 sakrum, 2.130 bel omuru ve 743 yedinci boyun omuru. Bunların üçünde, üç ayrı bireye ve üç ayrı çukura ait omurlarda, sinir tümörüyle bağdaşan foramen genişlemesi bildirildi. 100.000'de 353'lük sıklık, üçün 849'a bölünmesinden geliyor; sakrum, koleksiyonda en az birey sayısını belirlemek için kullanılan öğe olduğu için payda o.[1]

İnsanlarda karşılık gelen değer 100.000'de 0,22 ile 0,38 arasında. Oran kabaca bin kat, ama iki sayı aynı cinsten değil. İnsan değeri yaşayan ve tanı konmuş bir topluluktaki görülme sıklığı; fosil değeri ise korunmuş, kazılmış ve kataloglanmış iskelet öğeleri içindeki bir pay. Makale bunu saklamıyor: sıklık tahmininin gerçek hastalık oranından çok tafonomik yanlılığı yansıttığını kendisi yazıyor. Manşetteki bin kat, o cümleyle birlikte okunmadığında sayı olmaktan çıkıp bir izlenime dönüşüyor.[1]

Teşhisin durduğu yer

Fosillerde yumuşak doku yok, dolayısıyla doku tanısı da yok. Elde olan şey bir tümörün kendisi değil, tümörle bağdaşan bir iskelet işareti: sinirin geçtiği deliğin genişlemesi. Makalenin verdiği karşılaştırma bu işaretin türden türe farklı ağırlık taşıdığını gösteriyor; evcil köpeklerde foramen genişlemesi omurga vakalarında yaygınken kedilerde çok seyrek. Aynı işaretin farklı türlerde farklı anlam taşıması, işaretten hastalık oranına geçerken dikkat gerektiren tam olarak budur.[1]

Makalenin daha az konuşulan tarafı aslında daha güçlü. Aynı koleksiyonda 32 omurda eksik ark gelişimi, 48 kaynaşmış omur ve 226 geçiş omuru sayılmış. Bunlar doğuştan gelen tipte biçim bozuklukları ve aynı paydalara karşı sayılıyorlar; sayıları da üç değil, yüzlerce. Genetik bir hikâyeyi taşıyabilecek bacak burası. Manşete çıkan üç omur ise en zayıf paydayı taşıyan bulgu.[1]

İddianın ne kadarı ayakta

Yazarların akrabalı üreme önerisi dikkatli kurulmuş: türün son döneminde varsayılan akrabalı üreme göz önüne alındığında benzer bir mutasyonun katkıda bulunmuş olabileceğini söylüyor, akrabalı üreme düzeyinin eski DNA olmadan ölçülemeyeceğini de ekliyorlar. Buna karşı ciddi bir seçenek var. Zift çukurları rastgele örnekleme yapmaz: acı çeken ve hareketi kısıtlanmış bir hayvanın tuzağa düşme olasılığı daha yüksektir. Bu doğruysa, koleksiyondaki patoloji payı yaşayan topluluğunkinden yüksek çıkar ve genetikte hiçbir şey değişmemiş olabilir. Ekibin, ağrının ve avlanma güçlüğünün hayvanları daha riskli davranışa itmiş olabileceği yorumu, aynı mekanizmayı bu kez örneklem yanlılığı olarak okumayı gerektiriyor.[1]

Bunu çözecek iki ölçüm var ve ikisi de erişilebilir. Birincisi, La Brea Smilodon örneklerinden eski DNA çıkarıp homozigotluk bloklarından akrabalı üreme düzeyini tahmin etmek; akrabalı üreme iddiası ancak orada sınanır. İkincisi, aynı biçim bozukluklarının erken ve geç çukurlarda ayrı ayrı sayılması: etkilenen üç örnek kabaca 12.000 ile 28.000 yıl öncesi arasına yayıldığına göre, tükenişe doğru bir artış varsa katmanlar arasında görünmesi gerekir. İki yıl içinde bu iki karşılaştırmadan biri yayımlanırsa iddia ayakta kalır ya da düşer; o zamana kadar elimizdeki şey bir hipotez.[1]