Oyun ardından gelen çıkış
ABD heyeti pazartesi günü, Fransa'nın Rusya'nın Ukrayna'daki savaşına ilişkin konuşmasına başladığı sırada Güvenlik Konseyi salonunu terk etti. Anlaşmazlığın kaynağı Konsey'in gündemindeki savaş değil, Washington'ın BM insan hakları yüksek komiseri Volker Türk'ün görev süresinin uzatılmasına karşı oy vermesiydi.[1]
Bu köşenin önceki yazısında, Türk'ün 144'e karşı 10 oyla yeniden seçilmesinin kuruma meşruiyet kazandırdığı ama karşı oy veren devletlerin uygulamasını değiştirmediği ileri sürülmüştü. Pazartesi günkü çıkış o savın sınanabilir hale gelen tarafıdır: karşı oy veren devlet uyum göstermek yerine salondan çekildi. Karar aritmetiği tuttu; kararın muhatabı üzerindeki etkisi tutmadı.[1], [2]
İki delegasyonun farklı hesabı
Fransa'nın BM Daimî Temsilciliği ABD'nin artık bir "insan hakları feneri" olmadığını bildirdi ve oyla Kuzey Kore, Nikaragua, Mali ve Rusya ile aynı safta kaldığını söyledi. ABD Daimî Temsilcisi Mike Waltz ise Türk'ün "ABD, Birleşik Krallık ve İsrail gibi özgür, egemen demokrasilere ders verdiğini" savundu. Dönüşümlü temsilci Dan Negrea, Fransa "küçümseyici ve saygısız söyleminden" vazgeçene kadar çıkışların süreceğini duyurdu. Fransa'nın büyükelçisi Jerome Bonnafont çıkışa hiç değinmedi, BM'nin bağımsızlığını korumaktan söz etti.[1]
Negrea'nın koyduğu koşul, çıkışı bir pazarlık aracına dönüştürüyor. Bu aracın bedeli düşük: Konsey, eksik bir heyetle de çalışmayı sürdürür, dolayısıyla masraf salonu terk edenin kendi gündem belirleme gücüne yazılır. Bu yüzden çıkışın hedefi Fransa'nın söylemi olmayabilir; muhatabı iç kamuoyu olan bir jest de aynı biçimi alır. İki yorumu ayıran şey, ABD'nin kendi metin taslağını savunması gereken bir oturumda aynı davranışı sürdürüp sürdürmeyeceğidir.[1]
Ne gözlemlenebilir?
Buradan bir denge çıkarmak için henüz erken. Ama sınanabilir bir eşik var: ABD, kendi sunduğu bir karar tasarısının görüşüldüğü bir oturumda da salonu terk ederse, çıkış bir müzakere aracı değil, kurumdan uzaklaşmanın alışkanlığa dönüşmüş biçimi olarak okunmalıdır. Tersine, taslak sahibi olduğu oturumlarda kalırsa, koşulun gerçekten Fransa'nın söylemine bağlandığı görülür.[1]