Niyet ile uygunluk arasındaki mesafe
Trump, uçakta gazetecilerin Netanyahu'nun itirazına ilişkin sorusuna "Kimse bana ne satmamız gerektiğini söyleyemez" diye yanıt verdi ve ekledi: "Türkiye İsrail'in büyük hayranı değil, Bibi'nin de pek hayranı değil. Ama bana karşı harika davrandılar". TRT Haber'in aktardığı sözlerinde Erdoğan'ı dostu olarak andı, Türkiye'yi de büyük bir müttefik diye tanımladı.[1]
Aynı haberde ikinci bir bilgi var ve satışın hangi aşamada olduğuna dair asıl veri odur: Dışişleri Bakanlığı bir hafta önce Kongre'ye Ankara'nın alım için hâlâ uygun olmadığını bildirdi. Bu, iki ayrı yetkinin aynı dosyada farklı yönde çalıştığını gösterir. Biri satışı istiyor, öbürü uygunluk ölçütünü tutuyor.[1]
Kabiliyet ne zaman devreye girer?
Bir beşinci nesil uçak, bölgesel hava resmini açıklandığı gün değiştirmez. Sıra bellidir: uygunluk, sözleşme, üretim sırası, teslimat, ardından mürettebat ve idame. Başkanın sözü bu dizinin ilk basamağının bile öncesindedir. Buna karşılık dizi bir veto değildir; uygunluk ölçütünü uygulayan makam yürütmenin içindedir ve yürütme kendi ölçütünü gözden geçirebilir. Bu yüzden bugünkü tablo bir engel değil, bir gecikme ölçüsüdür.[1]
Netanyahu'nun itirazı da uçak sayısıyla ilgili değil. Bir ülkenin o kabiliyet katmanında iş görebilmesi, komşularının hava planlamasında hangi varsayımı kuracağını belirler. Trump'ın yanıtı bu düzlemde verilmedi; ilişkinin kendisini öne çıkardı ve dengeyi hiç fiyatlamadı. İki taraf aynı dosyada iki ayrı ölçütle konuşuyor.[1]
Gözlenecek eşik
Bu dosyada söz ile sonuç arasındaki farkı ölçen tek bir belge var. Dışişleri Bakanlığı Kongre'ye ilettiği değerlendirmeyi değiştirir ve Türkiye'ye F-35 satışına ilişkin resmî bir bildirim yapılırsa, niyet beyanı kabiliyet hattına geçmiş olur. Böyle bir bildirim olmadıkça, uçakta söylenen sözün hava resmi üzerinde ölçülebilir bir karşılığı yoktur.[1]