Kuasarın arkasındaki ipucu
Uzak kuasar SDSS J0100+2802’nin ışığı, kırmızıya kayması yaklaşık altı olan gazın içinden geçiyor. Bu gazda karbon ve silisyumun oksijene oranı, ilk yıldızların bazı patlama modelleriyle uyumlu bulunmuştu. James Webb Uzay Teleskobu şimdi aynı çevrede 17 gökadalık yoğun bir grup gösterdi. Ekibin hesapladığı ortalama metal içeriği Güneş değerinin yaklaşık yüzde 3’ü. İki ölçüm yan yana geldiğinde, araştırmacıların hangi gökada çevresinde daha derin tayf araması yapabileceği somutlaşıyor.[1]
Bu 17 üye, gökyüzünde önceden seçilmiş bir soğurucunun yakınında bulundu. Araştırmacılar kuasarın arkasındaki gazı element oranlarıyla, gökadaları ise kızılötesi tayflarındaki salım çizgileriyle tanımladı. Gökadaların metal içeriği, benzer dönemdeki başka kalabalık ortamlardan yaklaşık 0,4 dex daha düşük hesaplandı. Metal azlığı dikkat çekici; yine de bir gökadanın tayfındaki çizgi, onu oluşturan bütün eski yıldızların kimliğini tek başına vermez.[1]
Kimyasal iz ile yıldız arasındaki mesafe
İlk yıldızlar, ağır element taşımayan hidrojen ve helyum gazından doğmuş olabilir. Onların patlamaları çevreye karbon, oksijen ve silisyum gibi elementler bırakmış olabilir. Fakat bu çalışmada yıldızların kendisi görülmedi; gözlenen, gazın bugünkü kimyasal oranları ile gökada grubunun düşük metal içeriği. Gazın dış kesimlerde korunması, daha az zenginleşmiş gazın içeri akması ya da elementlerin yavaş karışması da bu görünümü etkileyebilir. Dolayısıyla yorum, doğrudan tanımlamadan daha dar bir yerde duruyor.[1]
Ekip ikinci bir kuasar doğrultusunu karşılaştırma için kullandı. Oradaki soğurucu, daha sonraki yıldız kuşağının kimyasal katkısıyla uyumlu; yakınında da ayrı bir gökada yoğunluğu bulunuyor. Böyle bir karşılaştırma, ilk alandaki karbon ve silisyum fazlalığının neden ilgi çektiğini açıklıyor. Yine de iki alanın seçili olması ve kimyasal modellerin varsayımları, bütün erken evren için genel bir oran çıkarmayı engelliyor. Bize verilen harita, evrenin ilk yıldızlarının sayımı değil.[1]
Aramayı daraltan ölçüm
Kepler’in ölçüsünde bu sonucun değeri, olağandışı bir element oranını belirli bir gökada çevresine bağlamasında. Daha derin tayflar, gazın metal dağılımını ve gökadaların yıldız oluşumunu daha iyi ayırabilir; bağımsız gözlemler de aynı kimyasal örüntünün başka alanlarda bulunup bulunmadığını sınayabilir. Şimdiki veri ilk yıldızların keşfini duyurmuyor. Sonraki gözlemin nereye bakacağını ve hangi karşı açıklamaları sınaması gerektiğini belirliyor.[1]