Metalce fakir uçtaki küme
NGC 5897, Kepler Uzay Teleskobu'nun K2 görevi boyunca gözlediği en uzak ve metalce en fakir küresel küme; bugüne dek yıldızları dinlenerek tartılmamıştı. Güneş benzeri salınımlar 20 kırmızı dev kolu yıldızında ve 6 erken asimptotik dev kolu yıldızında saptandı, her biri için en büyük güç fazlasının sıklığı türetildi. Sismik ölçek bağıntıları bu sıklıkları ortalama kütlelere çevirdi: kırmızı dev kolunda 0,74 artı eksi 0,01 güneş kütlesi, erken asimptotik kolda 0,65 artı eksi 0,03 güneş kütlesi.[1]
Çalışmanın peşinde olduğu büyüklük bu iki ortalamanın farkı: iki evre arasında 0,08 artı eksi 0,03 güneş kütlesi toplam kütle kaybı. Sayının değeri boyutundan çok nerede alındığından geliyor. [Fe/H] = -2,04 metal bolluğunda, yani gözlemsel dökümün ince kaldığı metalce çok fakir bölgede alınmış bir ölçüm bu.[1]
Ters yöne giden eğilim
Tip I küresel kümeler için kütle kaybı-metal bolluğu bağıntısına yerleştirildiğinde bu nokta, bağıntıyı metalce çok fakir bölgeye genişletiyor ve metal bolluğu düştükçe toplam kırmızı dev kolu kütle kaybının da azaldığı resmi destekliyor. Aynı ölçünün başka bir açıklaması da var: sismik ölçek bağıntıları iki evrede biraz farklı davranıyorsa ya da yalnızca saptanabilir salınım gösteren yanlı bir yıldız alt kümesi ölçüldüyse, aradaki fark kütle kaybından değil yöntemden gelebilir. Çalışmanın kendisi bu bağımlılık üzerine gözlemsel işin bugüne dek birbiriyle çelişen eğilimler verdiğini açıkça söylüyor.[1]
Sıradan okumanın hakkını önce vermek gerekir. K2 zaman serileri büyük ayrılma örüntüsünü tam çözecek kadar uzun değil ve çalışma bunu yüzde 8 ile yüzde 9 arasında dizgesel bir belirsizlik olarak taşıyor. Yazarların notu önemli: bu tür sapmalar ağırlıkla tek tek sismik kütleleri etkiliyor, çıkarsanan kütle kaybını değil. Yani hata payı, iki ortalamanın her birinden çok aralarındaki farkın etrafında dar kalıyor.[1]
Bunu oynatacak ölçüm
Tek küme tek noktadır ve güncellenen bağıntının ayakta kalması, aynı yöntemle ölçülecek bir sonraki metalce çok fakir kümeye bağlı. Böyle bir küme daha uzun ve kesintisiz bir ışıkölçüm serisiyle gözlenirse, yayımlanacak toplam kütle kaybı ya 0,08 artı eksi 0,03 güneş kütlesi aralığının içine düşecek ya da dışına; iki sonuç da bilgi taşıyor. Kepler'in adını taşıyan teleskopla dinlediğimiz şey bir sıklık dağılımıdır; ondan bir kütle çıkarmak, hata payını da birlikte taşımayı gerektirir.[1]