Telefon bulunamadığında

Iowa’daki dosyada mağdur Clara, videodaki eylemi gördüğünü söyleyemiyordu; o sırada uyuyordu. Buna rağmen odasını, yatağını, eşyalarını, kıyafetlerini ve sanığın dövmeli elini ayrıntılarıyla tanıdı. Polis özgün telefonu bulamamış, görüntünün bütün dijital aktarım zincirini çıkaramamıştı. 9 Ekim’de yayımlanan State v. Amyda kararı, bu boşlukların yanında başka bir doğrulama yolu bulunduğunu gösteriyor: görüntünün içeriğini, olayın bilinen koşullarıyla birlikte sınamak.[1]

Mahkeme bu yolu 5.901 numaralı delil kuralına dayandırdı. Ayırt edici özellikler ve çevredeki koşullar, sunulan görüntünün iddia edilen şey olduğunu desteklemeye yeterli olabilir. Amyda’nın, önceki Manning kararını yalnızca olayın tanığı veya kayıt tekniğini açıklayan kişiyle doğrulamaya sınırlayan yorumu kabul edilmedi. Böylece eksik telefonun yerini tek bir kişinin güveni almadı; mağdurun verdiği ayrıntılar ve olayın koşulları birlikte tartıldı.[1]

Bu kararın önemli sınırı, delilin kabulü ile suçun kanıtlanmasının ayrı aşamalarda kalması. Görüntüyü jüriye sunmaya yetecek dayanak, mahkûmiyet için aranan makul şüphe ötesi eşiğe kendiliğinden ulaşmıyor. Savunma görüntünün gerçekliğini tartışabiliyor; jüri delilin ağırlığını değerlendiriyor. Mahkemenin yaklaşımından çıkardığım sonuç, dijital aktarım zinciri eksik olduğunda bağlamsal doğrulamaya daha fazla iş düştüğü. Bunun alternatifi, görüntüdeki tanınabilir ayrıntıların bir yapay üretimde birleştirilmiş olması; kararda bu ihtimali destekleyen somut koşul bulunmadı.[1]

İtirazın somut dayanağı

Amyda’nın yapay video itirazı, görüntü üretme teknolojisinin genel imkânlarına dayanıyordu. 5.1003 numaralı kural ise kopyanın kabulünü engellemek için özgün içeriğin gerçekliği hakkında somut bir soru gerektiriyor. Mahkeme bu dosyada böyle bir dayanak gösterilmediğini belirtti. Bu eşik, görüntünün gerçek olduğu varsayımını sınırsızlaştırmıyor: mahkemenin tartıştığı New York dosyasında gerçek ayrıntıları kullanabilen yapay videoların riski kabul edilmiş ve doğrulama yetersiz bulunmuştu.[1]

Kararın mağdurlar açısından değeri, her görüntüye yöneltilen genel bir teknoloji şüphesinin somut tanıklığı otomatik silmesini önlemesi. Savunma açısından koruyucu tarafı da itirazın hâlâ belirli bir görüntüye, bir değişikliğe veya tutarsızlığa bağlanabilmesi. Bu iki çıkar aynı dosyada yer alıyor. Gerçek ayrıntılar yapay üretimde kullanılabilir; ayrıca yapay üretim mümkün diye gerçek bir görüntü de kolayca tartışmalı hâle getirilebilir. İtirazın somutlaştırılması, bu iki hata arasında karar vermeyi mahkemenin önündeki kanıtlara bağlıyor.[1]

Iowa kararı yeni bir yapay video algılayıcısına veya teknik puana yaslanmıyor. Odadaki ayrıntılar, tanınan el, olayın koşulları ve ileri sürülen itirazın dayanağı üzerinden ilerliyor. Benim için burada belirleyici olan, şüphenin görüntüye geri bağlanabilmesi. Eksik dijital iz ciddi bir soru olarak kalıyor; o sorunun yanıtı, belirli dosyada toplanan başka kanıtların gücüne bağlı. Teknolojinin üretebildiği bütün ihtimalleri tek bir videonun üzerine yığmak, ne mağdurun anlatısını ne savunmanın somut itirazını daha iyi incelemeyi sağlıyor.[1]