Tanıdık bir başarısızlık

Birinci tip interferonlar klinik öncesi çalışmalarda güçlü antiviral etki gösterir, klinikte ise dar bir tedavi aralığı, yetersiz etkinlik ve ağır yan etkilerle karşılaşır. Wuhan Üniversitesi ve Hubei Tıp Üniversitesi ekibinin çalışması bu boşluğu keskin bir ifadeye indiriyor: interferonlar yalnızca enfeksiyon öncesinde verildiğinde koruyor ve enfeksiyon yerleştikten sonra etkisiz kalırken yan etkileri belirginleşiyor.[1]

Bu, bir ilacın işe yaramadığı iddiası yerine ne zaman işe yaradığına dair bir iddiadır. Klinikte önemi büyüktür, çünkü hastalar hekime enfeksiyon öncesinde değil belirtiler başladıktan sonra gelir. Bir tedavinin yararı, uygulanabildiği zaman aralığında yararlı olmasına bağlıdır.[1]

Önerilen aracı

Ekip, aradaki aracı olarak konağın kendi ürettiği laktik asidi gösteriyor. Önerilen mekanizmada laktik asit bir zar alıcısı üzerinden SIRT1 düzeyini yükselterek interferon etkinliğini baskılıyor; aynı zamanda interferonla birlikte NF-κB'yi aşırı etkinleştirerek sitokin fırtınası başlatıyor. Yazarlar bunu, antiviral başarısızlığın iltihabı büyüttüğü ve büyüyen iltihabın başarısızlığı pekiştirdiği bir geri besleme döngüsü olarak tarif ediyor.[1]

Bu mekanizmanın çekiciliği, iki ayrı klinik sorunu -etkisizlik ve yan etki- tek bir moleküle bağlamasıdır. Aynı çekicilik dikkatli olmayı gerektirir. Laktik asit yerleşmiş enfeksiyonda zaten yükselir; yüksek laktat, doku hasarının ve ağır seyreden hastalığın ortak bir belirtecidir. Bu durumda laktik asidin interferonu bozan etken mi, yoksa interferonun işe yaramadığı ağır tabloyu gösteren bir işaret mi olduğu ayırt edilmelidir. Çalışmanın laktat dehidrogenazı baskılayıp sonucu değiştirmesi bu ayrımı hayvan modelinde destekler ve insanda aynı ayrımın geçerli olduğunu göstermez.[1]

Onaylı ilaç neyi kısaltır

Ekibin önerdiği tedavi, interferonu ABD Gıda ve İlaç Dairesi onaylı bir laktat dehidrogenaz baskılayıcısıyla birleştiriyor. Bildirilen sonuçlara göre bu birleşim baskılanmayı tersine çevirdi, iltihabı azalttı ve geç evre enfeksiyonlarda da etkisini korudu. Onaylı bir molekülle çalışmak güvenlik ve üretim tarafında zaman kazandırır, çünkü doz aralığı, yan etki profili ve üretim yolu zaten bilinir.[1]

Kısaltmadığı basamak ise etkinliktir. Onay, molekülün onaylandığı hastalık için işe yaradığını söyler ve yeni bir endikasyonda yararlı olacağını göstermez. Bu tedavinin insanda anlamlı olması için gereken kanıt, karşılaştırma kolu bulunan ve önceden ilan edilmiş bir sonlanım noktasına -hastaneye yatış, oksijen ihtiyacı, ölüm- bakan bir çalışmadır. Ters yönlü bir risk de vardır: laktat üretimini baskılamak bağışıklık hücrelerinin enerji dengesine dokunur, bu yüzden yarar ile zararın birlikte ölçülmesi gerekir. Bugün elimizde olan, hücrelerde ve farelerde tutarlı bir mekanizma ile sınanabilir bir hipotezdir. Hasta için anlamı, o çalışma yapıldığında ortaya çıkacaktır.[1]