Geçmişin ışığında gelecek

Deniz tabanında bir molekül kalır; onu üreten canlı çoktan yok olmuştur. Yine de o küçük iz, binlerce yıl sonra başka canlıların geleceğini düşünürken işe yarayabilir. Arktik sedimentlerini iklim modelleriyle buluşturan çalışma, bu düşünceyi somut bir hesaba dönüştürüyor. Araştırmacılar 5.000–7.000 yıl önceki deniz buzuna ilişkin 46 biyobelirteç gözlemini kullanarak modellerin geleceğe ilişkin katkılarını yeniden ağırlıklandırdı. Ortaya daha dar bir olasılık aralığı ve daha az kış buzu çıktı. Bilginin artmasıyla içimizin rahatlamasını aynı şey sayma alışkanlığımızı zorlayan bir sonuç bu.[1]

Nature Geoscience’da yayımlanan hakemli analiz, deniz buzu algleriyle ve açık su üretimiyle ilişkili kimyasal göstergeleri 27 modelle karşılaştırıyor. Birden fazla gösterge aynı yerden gelebildiği için 46 gözlem, 46 bağımsız karot demek değil. Modeller geçmişteki buz dağılımını ne kadar iyi temsil ettiklerine göre farklı ağırlıklar alıyor; birbirleriyle benzerlikleri de hesaba katılıyor. Burada beni etkileyen, en ileri hesapların çok eski bir maddi dünyaya ihtiyaç duyması. Geçmişteki hayatın kimyasal izi, bugünkü hesapların sınırlarını değiştirebiliyor.[1]

Bilginin gösterdiği yön

Tarihsel sınamada mart ayı deniz buzu alanının yüzde 95 belirsizlik aralığı yaklaşık yüzde 85 daralıyor. Bu oran bütün gelecek öngörülerine taşınabilecek bir doğruluk etiketi değil. Araştırmacılar ağırlıkları gelecekteki emisyon senaryolarına uyguladığında, izleyen on yılların mart ayı buz alanını eşit ağırlıklı model topluluğundan yaklaşık bir milyon kilometrekare daha düşük buluyor. Yüzyıl sonunda fark senaryoya göre yüzde 4–6 düzeyinde. Daralan aralık, daha çok buzun kaldığı bir geleceğe açılmıyor. Bu çalışma özelinde daha iyi sınırlandırılmış bilgi, daha rahatlatıcı bir sonuca karşılık gelmiyor.[1]

Bu sonucun sınırları da var. Orta Holosen’in yörüngesel koşulları ile bugünkü sera gazı artışı aynı ısınma mekanizması değil. Geçmişten gelen kısıtın gelecek için işe yaraması, modellerde ilgili fiziksel bağların korunmasına dayanıyor. Biyobelirteçlerin mevsimsel anlamı da her yerde aynı takvim ayına indirgenemiyor. Dolayısıyla tek bir gelecek belirlenmiş değil. Farklı emisyon yolları ve model varsayımları hesapta duruyor. Ben bu koşulluluğu, sonucu önemsizleştiren bir açık kapı olarak görmüyorum. Bir sonucun hangi koşullarda geçerli olduğunu öğrenmek de dünyanın daha anlaşılır hale gelmesinin parçası.[1]

Umudun bağlandığı yer

Benim için buradaki insani soru, umudu neye bağladığımız. Rahatlatıcı bir sonuç beklemekle daha doğru bir dünya tasavvurunu değerli bulmak farklı tercihler. İlkine bağlandığımızda, bilgi bizi huzursuz ettiği anda ona sırt çevirme isteği duyabiliriz. İkincisinde ise kötüleşen bir görünümü öğrenmek de ortak geleceği düşünme yeteneğimizin bir parçası olur. Bu, araştırmanın ölçtüğü bir psikolojik tepki değil; bulgunun önüne koyduğum bir değer yargısı. Eski moleküllerin bugünkü hesabı değiştirmesini değerli buluyorum, sonuç istediğimiz yönde değişmese de.[1]

Bu ortak gelecekten söz ederken, hesabı yapanlarla sonuçlarıyla yaşayanları tek bir insan topluluğu gibi düşünmek de fazla kolay. Model ağırlıkları, kış buzuyla kurulan bütün ilişkileri veya riskin insanlar arasında nasıl dağıldığını hesaplamıyor. Çalışma bunlara bir toplumsal yanıt vermiyor. Yine de farklı emisyon yollarını açıkça taşıması, geleceği tek bir kaçınılmaz çizgiye indirmemek için bilimsel bir neden sunuyor. Bana göre sorumluluk, belirsizliğin bütünüyle kaybolmasını beklemeden, hangi koşullu gelecek üzerinde konuştuğumuzu söyleyebilmekle başlıyor.[1]

Bir zamanlar denizde yaşayan canlıların bıraktığı izler, bizi duymadan ve bizim için var olmadan bugünkü sorumuza katılıyor. Bu karşılaşmada umut buluyorum: dünyayı anlamak için yalnız bugünün dar zamanına kapalı değiliz. Elimizdeki hesabı geçmişin kanıtıyla değiştirebiliyoruz. İnsan payı, o değişiklik içimizi rahatlatmadığında da ona bakabilmekte. Geleceği düşünürken kendine yalnız iyi haber bekleyen bir yer ayırma; daha iyi anlama isteğine de yer aç. Bu çalışmanın verdiği küçük cesaret, bilinmeyenin azalmasına değer verebilmek.[1]