Bir yüzün değil, bir sorunun sınırları

Bir zamanlar bu eski insan topluluğunu çoğunlukla genomlarda kalan izlerinden tanıyorduk. Xujiayao’dan gelen iki fosildeki eski proteinler şimdi bu topluluğa ait beden parçalarını daha güvenilir bir yere koyuyor. Kuzeydeki bir kafa kemiği parçası ile altçene, iki laboratuvarda belirlenen COL1A2 kolajen değişimini içeriyor. Bu sonuç, kayıp bir insan topluluğuna tek bir yüz çizmekten çok, hangi bedensel özellikleri hangi kanıtla ilişkilendirebildiğimizi değiştiriyor.[1]

Bir fosili eski insan aile ağacında konumlandırmanın iki ayrı işi var: kemiğin neye benzediğini tarif etmek ve kimliğini bağımsız bir iz üzerinden sınamak. Xujiayao çalışmasında protein dizileri ikinci işi üstlendi; biçim karşılaştırmaları birinciyi zenginleştirdi. Başka fosillerin bu topluluğa benzeyebileceği yorumu değerli bir araştırma yolu, ama hepsinin moleküler olarak doğrulandığı anlamına gelmiyor. Ağaçtaki ince dalların belirsiz kalması da bu ayrımın neden gerekli olduğunu gösteriyor.[1]

Düz çizgi yerine değişkenlik

Fosillerde eski ve daha yeni insan gruplarını hatırlatan özellikler yan yana bulunuyor. Bunu ilkel bir başlangıçtan bugünkü insana doğru yürüyen düz bir çizgiye yerleştirmek kolay; çizgi, kanıtın gösterdiği çeşitliliği saklıyor. Bir kafatasının alçak profili, güçlü kaş çıkıntısı veya bir çenenin biçimi, yaşayan bir kişinin tüm görünüşünü vermez. Kafatası hacmi de zekânın ölçüsü değildir. Ölçülen bir benzerliği bir yaşam öyküsüyle karıştırdığımız anda, merakın yerini alışkanlık alır.[1]

Moleküler kimlik ile anatomik çeşitliliği birlikte ele almak, eski insan topluluklarını birbirinin eksik sürümleri gibi görmemek için bir fırsat. Yine de burada iki moleküler olarak tanımlanmış fosil var; topluluğun her üyesi aynı biçimde görünmüş olamaz sonucuna yalnızca bu sayıyla varamayız. Çeşitlilik önerisi daha geniş fosil karşılaştırmalarına dayanıyor ve sınanmaya açık. Tek tip bir portreyi terk etmek, yerine kanıtsız bir başka portre koymayı gerektirmiyor.[1]

Müzede bırakılabilecek boşluk

Bir müze vitrininde kemiğin yanına bir yüz resmi koymak ziyaretçiye yaklaşmak için anlaşılır bir seçimdir. Ancak görüntü, hangi kısmın proteinle tanımlandığını, hangi kısmın kemikten yeniden kurulduğunu ve hangi kısmın sanatçının yorumu olduğunu ayırmadan sunulursa belirsizliği görünmez kılar. Xujiayao bulgusu böyle bir açıklama için iyi bir örnek: iki kemiğin Denisova kimliği güçlü biçimde destekleniyor; başka fosillerin benzerliği ve bireylerin bütün görünüşü aynı güçte bilinmiyor. Bu, müzelerin bugün ne yaptığına ilişkin bir araştırma sonucu değil, kanıtı nasıl gösterebileceğimize dair bir öneri.[1]

Eski akrabalarımıza ilişkin bilgi, onların bizimle aynı soruları sorduğunu veya aynı hayatı yaşadığını kanıtlamıyor. Proteinler onların dilini, niyetini ve anılarını göstermiyor. Fakat iki kemiğe bir ad verirken çizdiğimiz sınır, bugünkü bir seçimi görünür kılıyor: geçmişi bitmiş bir soy ağacı gibi anlatmak ile yeni ölçümlere açık bir araştırma olarak anlatmak arasında seçiyoruz. Belirsizliği açık bırakmak geçmişi eksiltmez. Bulgunun gücünü, cevaplayamadığı soruları da yanına koyarak gösterir.[1]