Buz çekilirken kayanın yetişmesi
Antarktika’da buzun altında kalan kaya da hareket ediyor. Buz hafifledikçe zemin yükseliyor; bu yavaş tepki, buzun deniz tabanından ayrıldığı sınırda suyun göreli derinliğini azaltıyor. Böylece daha fazla buz kaybını sınırlayabilen bir dengeleyici döngü oluşuyor. Hakemli modelleme çalışmasının sorusu bu tepkinin yeterince hızlı olup olmadığı. Benim için çalışmanın ağırlık noktası, buzun geleceğini yalnızca son sıcaklıkla okumayı zorlaştırması. Aynı ısınma düzeyine hangi hızla gelindiği ve alttaki yerin nasıl karşılık verdiği de hesaba giriyor.[1]
İçeri doğru derinleşen bir tabana ulaşan buz sınırı daha kalın buzla karşılaşıyor. Artan akış daha fazla çekilmeyi besleyebiliyor. Kayanın yükselmesi bu yol üzerindeki bir tutunma noktasını zamanında ortaya çıkarırsa süreç sınırlanıyor. Gecikirse aynı dengeleyici hareket etkisini gösteremeden buz başka bir duruma geçebiliyor. Bu mekanizma, birikmiş ısınma ile sistemin tepki süresini birlikte düşünmeyi gerektiriyor. Yine de karşılaştırmanın bir alternatifi var: farkın büyüklüğü, yerin akmaya karşı direncinin modelde nasıl temsil edildiğine duyarlı. Fiziksel mekanizma ile onun sayısal büyüklüğünün güveni aynı düzeyde ele alınmamalı.[1]
Doğu ile batının farklı saatleri
Araştırmacılar Yelmo buz modelini FastIsostasy yer modeliyle birleştirerek beş manto düzenini karşılaştırdı. Recovery ve Aurora havzalarında, durağan denge hesabından önce başlayan kendi kendini sürdüren çekilme ortaya çıktı. Birlikte değerlendirilen sıcaklık eşiği farkı en çok 0,5 K düzeyindeydi. Bu sayı bir güvenli ısınma payı olarak okunamaz: belirli model karşılaştırmalarının sonucu. Batı Antarktika’da aynı hız kaynaklı etki görülmedi; Wilkes havzasında sınırlı kaldı. Bütün kıta için tek bir tepki süresi kullanmak, bu coğrafi ayrımı görünmez kılıyor.[1]
Buradan çıkardığım pratik ayrım, deniz düzeyi riskini bölgenin fiziksel yapısıyla birlikte okumak. Daha hızlı yükselen zemin bazı yerlerde denge sağlayabiliyor; başka yerlerde gecikme buzun çekilmesine alan açıyor. Bu, kıyıda yaşayanlar için önem taşıyan uzun süreli su yükselmesinin hesabına giren bir mekanizma. Ancak dengeleyici kayanın varlığı, bütün Antarktika için aynı korumayı sağlayan bir varsayıma dönüşemez. Çalışmanın karşılaştırmaları, buz kaybı başlamadan önceki yükselmenin büyüklüğünün de belirleyici olduğunu gösteriyor. Yalnızca yavaş tepki veren bir manto bulmak, tek başına aynı sonuca ulaşmak için yeterli koşul sayılmıyor.[1]
Haritada eksik kalan ayrıntı
Çalışmanın yatay çözünürlüğü 16 kilometre. Yazarlar deniz tabanını daha güvenilir değerlendirmek için daha ince çözünürlük ve modeller arası karşılaştırma gerektiğini belirtiyor. Buzun okyanusla etkileşimi de önemli bir sınırlılık. Bu nedenle sonuçtan belirli bir kıyı için tarihli su baskını hesabı çıkarmıyorum. Yarar, hangi belirsizliğin daraltılması gerektiğini göstermesinde: manto direnci, taban şekli ve buz-okyanus etkileşimi aynı zincirin parçaları. Bu parçaların daha iyi belirlenmesi, deniz yükselmesine uyum planlarının dayandığı uzun süreli hesapların bölgesel farklarını daha anlamlı hale getirebilir.[1]
Burada izlenmeye değer gelişme, aynı mekanizmanın daha ayrıntılı taban haritalarıyla ve farklı modellerle sınandığında ne kadar korunduğu. Eşik farkı küçülürse riskin büyüklüğüne ilişkin yorum da değişir; doğu-batı ayrımı korunursa tek tip yer tepkisi varsayımının gideri daha açık görünür. Isınmanın hızını azaltma çabası ile kıyıların uyumu farklı zaman ölçeklerinde çalışıyor. Araştırma bu ikisinin arasına somut bir fiziksel gecikme yerleştiriyor. Kaya yükselmesinin varlığını hesaba katmak kadar, o yükselmenin buza ne zaman yetiştiğini sormak da gerekiyor.[1]