Haritadaki eksik alan
Doğayı koruma hesabında haritada görünmeyen arazi, gerçekten korunmayan araziyle aynı şey sayılabiliyor. Dergi Nature’da yayımlanan hakemli çalışma bu ayrımın büyüklüğünü ölçüyor: 25 ülke ve bölgenin ulusal verilerini küresel veri tabanlarıyla birleştirince, Mayıs 2022 için karasal koruma alanı payı yüzde 26,81 olarak kestiriliyor. Aynı tarihte uluslararası veri tabanındaki korunan alan payı yüzde 15,79’du. Aradaki fark, birkaç yılda kazanılmış yeni yaşam alanını göstermiyor. Zaten var olan alanların daha geniş bir tanımla hesaba katılmasını gösteriyor. Bu nedenle doğanın durumuna ilişkin hükmü değiştirmeden önce, hesabın hangi araziyi ve hangi koruma koşuluyla içerdiğine bakmak gerekiyor.[1]
Hesabın içi de en az toplamı kadar önemli. Ulusal verilerdeki ek korunan alanların küresel payı yüzde 3,64; olası diğer etkili alan temelli koruma önlemlerinin payı yüzde 7,38 olarak hesaplanıyor. İkinci grup henüz resmen tanınmış alanlarla eş anlamlı değil. Bir yerin bu niteliği taşıması, uzun süreli koruma sonucunun, yönetiminin ve hak sahiplerinin onayının değerlendirilmesini gerektiriyor. Yerli halkların veya yerel toplulukların yönettiği arazilerin uluslararası toplamda eksik görünmesi önemli bir eksiklik. Bu eksikliği düzeltirken, topluluğun arazisini onaysız biçimde ulusal hedefin hanesine yazmak da korumanın hakkaniyet koşulunu zedeliyor. Toprağı saymakla kimin söz hakkı olduğunu belirlemek aynı kararın iki parçası.[1]
Toplamın örttüğü boşluk
Çalışmanın asıl ekolojik uyarısı, toplam büyüdükten sonra da yerinde duruyor. Ek alanlar katıldığında ekolojik temsilin eşitlik ölçüsü yükseliyor; buna karşın coğrafi ve ekolojik boşluklar büyük ölçüde sürüyor. Koruma alanlarının zaten yoğunlaştığı ekosistemlere daha fazla arazi eklemek, az temsil edilen yaşam alanlarını yeterince tamamlamıyor. Burada korunması gereken değişken, yalnızca ülke yüzölçümünün boyanan bölümü değil, farklı canlı topluluklarının yaşamını sürdürebildiği ağın kapsamı. Yüzde 30 hedefine yaklaşmış görünen bir toplamın yanında, belirli bir ekosistemin açıkta kalması mümkün. Kaynak dağıtımını yalnızca toplam alana bağlamak bu boşluğu görünmezleştirme riski taşıyor.[1]
Daha iyimser okuma da ciddiye alınmalı: uluslararası veri tabanlarında görünmeyen yönetim biçimleri, doğayı korumaya zaten gerçek katkı sağlıyor olabilir. Daha iyi sayım bu emeği görünür kılıyor ve koruma planını boş bir sayfadan başlatma yanılgısını düzeltiyor. Bununla birlikte bu çalışma, kapsanan her yerde türlerin toparlandığını ölçmüyor. Alan hesabındaki kazanımı ekolojik kazanıma çevirmek için yönetimin sürekliliği, yaşam alanının durumu ve ağın eksikleri birlikte değerlendirilmeli. Benim çıkardığım sonuç, mevcut korumayı tanımakla eksik ekosistemlere kaynak ayırmayı birbirinin alternatifi yapmamak. İki iş aynı bütçe ve yönetim kapasitesini paylaşırken, kolay sayılabilen arazinin önceliği kendiliğinden hak ettiği varsayılmamalı.[1]
Kararı hangi ölçü yönetsin?
Yönetimlerin elindeki somut araç, ulusal haritaları uluslararası veri tabanlarıyla eşleştirirken ekolojik boşlukları da kararın içine almak. Olası koruma alanlarının resmen değerlendirilmesi ise araziyi yönetenlerin onayını, yerel bilgiyi ve uzun süreli yönetim emeğini gerektiriyor. Bu işin maliyeti ve tamamlanma süresi araştırmada küresel bir bütçe olarak hesaplanmıyor; daha yüksek toplamdan ucuz veya hızlı bir uygulama sonucu çıkarılamaz. Kaynak ayırırken görünen tercih şu: mevcut alanların etkinliğini güçlendirmek ile eksik yaşam alanlarını ağa katmak arasında, ekolojik gereksinime göre dağılım yapmak. Onay sürecini hız uğruna atlamak, hedefin hakkaniyet boyutunu daha baştan kaybettirir.[1]
2030 hedefini izlerken yararlı bir sonraki gösterge, kaç hektarın daha eklendiğiyle birlikte hangi eksik ekosistemin temsil kazandığı ve bu alanın nasıl yönetildiği. Yeni sınıflandırılan bir alan için uzun süreli koruma sonucunun değerlendirilmesi ve yöneten topluluğun onayı, toplam yüzde kadar görünür olmalı. Çalışmanın 2022 tabanı bugünkü bütün arazi değişimini açıklamıyor; daha güncel toplamlar da kendi tarihleriyle karşılaştırılmalı. Doğa koruma kuruluşları, kamu yönetimleri ve araziyi yöneten topluluklar için ortak iş, genişleyen haritayı yaşayan bir ağa dönüştürmek. Koruma hesabının değeri, sayılan toprağın içinde yaşamın sürmesini sağlayan kararları yönlendirebildiği ölçüde artıyor.[1]