Örtüden akışa
Denizin üstündeki ince bir bulut tabakası, güneş enerjisinin önemli bir bölümünü uzaya geri gönderir. Tabaka parçalandığında aynı deniz yüzeyi daha çok ışık alır. Bu yüzden bulut örtüsündeki bir açıklık, yalnız gökyüzünün görünüşünü değiştirmez; yüzeye ulaşan enerji akışını da değiştirir. EarthCARE’in yeni ölçümleri bu açıklığın oluşmasından önce bulut içinde neler yaşandığını gösteriyor. Bence iklim açısından değerli tarafı, bulut miktarını tek başına saymak yerine suyun buluta girişini, damlalar arasında dağılışını ve yağmurla çıkışını birlikte düşünmeye zorlaması.[1]
Johanna Mayer ve çalışma arkadaşları, uydu radarını, lidarını ve görüntülerini bir araya getirdi. Dört okyanus bölgesindeki kapalı ve açık hücreleri karşılaştırdı; geçişlerin ayrıntılı zaman çizelgesini Güneydoğu Pasifik’te kurdu. Toplam 803 hava parselinin geçmişi veya sonraki hareketi izlendi. Bulutların parçalanmasından 25 saate kadar önce sıvı su ve yağmur suyu arttı. Ardından damlalar büyüdü, damla sayısı azaldı ve yağış güçlendi. Geçiş çevresinde bulut örtüsü neredeyse tam kaplamadan yaklaşık yüzde 60’a geriledi. Bu sıralama, azalan bulut örtüsünün öncesinde artan su miktarı bulunabileceğini gösteriyor.[1]
Yağmurun değiştirdiği çevre
Bir bulutun suyu artarken neden örtüsü azalabilir? Çalışmanın önerdiği mekanizmada yağmur, damlaların oluştuğu küçük aerosol parçacıklarını da uzaklaştırıyor. Daha az parçacığın üzerinde daha iri damlalar büyüyebiliyor; bunlar daha kolay yağışa dönüşüyor. Bulut altına düşen yağmurun buharlaşması da havayı soğutup yerel hava hareketlerini değiştirebilir. Böylece bulut suyu, damla sayısı ve yağış birbirinden bağımsız üç özellik olmaktan çıkar. Birindeki değişim ötekilerin koşullarını dönüştürür. Bu bağlantıyı yerleşik bir kesinlik olarak değil, gözlenen sıralamayla uyumlu bir fiziksel açıklama olarak okumak gerekir.[1]
İlk adımın ne olduğu hâlâ açık. Ek nem yağmuru başlatmış olabilir; deniz sıcaklığı, rüzgâr veya atmosferin kararlılığı da geçişi etkilemiş olabilir. Araştırma bunların katkılarını ayrı ayrı ölçmedi. Mikro fiziksel ayrıntıların bir kısmı yalnız gündüz izlenebildi, oysa geçişlerin yaklaşık yüzde 60’ı gece gerçekleşti. Bu sınırlamalar mekanizmayı değersizleştirmiyor; enerji hesabında hangi bağlantıların daha iyi ölçülmesi gerektiğini belirliyor. Özellikle aynı su miktarının hangi damla dağılımıyla ve hangi yağış hızında bulunduğu, yalnız toplam suyu bilmekten farklı bir bilgidir.[1]
Modelin sınanacağı sıra
Bu bulgunun muhatabı, yarınki yağışı bekleyen bir şehirden önce, alçak deniz bulutlarını hesaplayan model geliştiricisi. Model kapalı bir bulut alanını doğru çizebilir ama onun ne zaman açılacağını yanlış hesaplayabilir. O durumda denize ulaşan güneş enerjisinin zamanı da kayar. Buradaki pratik bilimsel imkân, modellerin yalnız bulut örtüsü ortalamasını değil geçiş öncesindeki su ve yağış sıralamasını da sınamasıdır. Yeni gözlemler bir müdahale reçetesi vermiyor; bulutların enerji dengesine etkisini hesaplamak için daha ayrıntılı bir karşılaştırma zemini sağlıyor.[1]
İzlenebilir işaret de somut: kapanmış hücreler açılmadan önce su artışı, damla sayısındaki azalma ve güçlenen yağmur birlikte tekrar görülüyor mu? Aynı sıra başka bölgelerde, farklı mevsimlerde ve gece ölçümlerinde kurulabiliyorsa mekanizmanın sınırları daha iyi anlaşılır. Şimdilik Güneydoğu Pasifik’teki zaman çizelgesini bütün okyanuslara taşımamak gerekir. Yine de çalışma, suyun bol olduğu bir bulutun mutlaka daha kalıcı olacağı varsayımını zorlaştırıyor. İklim hesabında önemli olan yalnız eldeki su değil, suyun hangi hızla ve hangi yoldan sistemden çıktığıdır.[1]