Buzun tutunduğu dar alan

Thwaites Buzulu’nun batıdaki hızlı akış kolu, deniz tabanındaki bir sırta tutunuyor. Deniz suyu, buzun tabana bastığı bölgenin altına girip çekildikçe bu temas alanı yer değiştiriyor. Hakemli yeni model çalışması, bu geçişi keskin bir çizgi olarak almak yerine kilometrelerce genişliğinde eriyen bir bölge olarak temsil etti. Böylece mesele yalnızca denizin buza ne kadar ısı verdiği değil, suyun buza nereden eriştiği hâline geliyor.[1]

Araştırmacılar modeli 1996–2023 arasındaki uydu gözlemleriyle karşılaştırdı: buzun kenarının geri çekilişi, incelmesi ve akış hızının artışı birlikte sınandı. Gözlemlerle uyuşan çözümlerde deniz suyu giriş bölgesi 2–5 kilometre genişliğinde; taban erimesi yılda 90–120 metre aralığında. Giriş bölgesini çıkartan modeller, bu üç tarihsel değişimi birlikte üretmekte çok daha zayıf kaldı. Bu karşılaştırma, sırtın koruyucu etkisinin sınanması için somut bir geçmiş ölçüt veriyor.[1]

Sırtın ötesindeki senaryo

Geçmişe uyarlanan model geleceğe uzatıldığında, bazı koşullarda buzun sırttan 2038 kadar erken ayrılabileceğini hesaplıyor. Aynı çalışmada Thwaites’in 2100’e kadar küresel ortalama deniz seviyesine katkısı 30,1 ± 5,7 milimetreye kadar çıkıyor; önceki karşılaştırma koşullarının yaklaşık iki katı. Bu bir ölçüm ya da takvime bağlanmış kesin sonuç değil, modelin belirli fiziksel varsayımlarla ürettiği koşullu bir sonuç. Kıyıların maruz kaldığı riskleri tartışırken böyle bir fark önemlidir; yerel su düzeyini tek başına hesaplamaz.[1]

Gelecek denemesi, iklim etkisini geçmiş dönemin ortalama düzeyinde sabit tutarak buzun tabanındaki süreci ayırıyor. Bu seçim ek okyanus ısınmasını hesaba katmıyor; dolayısıyla çalışmanın verdiği sayı bütün olası iklim yollarının üst sınırı sayılamaz. Benim çıkardığım sonuç, deniz suyu girişinin buz tabakası modellerinde açıkça sınanması gerektiği. Bunun yerine yalnızca erime oranını ayarlamak, tarihsel incelme ve hızlanmayı aynı anda karşılamayan bir görünür uyum yaratabilir.[1]

Sıradaki ölçüm

Modelin sınırı da aynı yerde beliriyor: Deniz tabanının biçimi ve buzun altındaki suyun sürtünmeyi nasıl değiştirdiği belirsiz. Araştırmacılar doğudaki buz sahanlığı için taban yüksekliğinde yerel bir düzeltme yaptı; sonuç bu coğrafyanın doğru çizilmesine bağlı. Buzun altına giren suyun kaymayı kolaylaştıran etkisini ise model doğrudan hesaplamıyor. Bu eksikler, tek bir yıl ya da tek bir milimetre rakamını kesin hüküm gibi okumayı engelliyor.[1]

En yararlı izleme, aynı bölgedeki deniz suyu girişinin uzunluğunu, taban erimesini, buz hızını ve tabana temas çizgisini birlikte ölçmek olacaktır. Yeni uydu görüntüleri sırttaki geçici ayrılmaları gösterebilir; sonraki model karşılaştırmaları bu hareketin kalıcı geri çekilişe dönüşüp dönüşmediğini sınar. Kıyılar için hazırlanacak hesaplarda asıl kaldıraç, iklim vaadinin büyüklüğü kadar buzun tabana nasıl tutunduğunun doğru temsilidir.[1]