Bir nefesin iki ölçeği
Denize baktığında yüzeyi görürsün. O yüzeyin altında üretilen organik maddenin ne kadarının yeniden tüketildiği, gökyüzündeki karbonun hesabına da giriyor. Nature Communications'ta yayımlanan yeni hakemli çalışma, planktonun buzul çağındaki katkısını yaklaşık 20 ± 5 ppm karbondioksit azalması olarak hesaplıyor. Toplam fark yaklaşık 90 ppm olduğundan, küçük canlıların payı büyük açıklamanın sınırlı fakat kayda değer bir parçası. Bende hayret uyandıran, boyutlar arasındaki bu bağlantı: Mikroskop altında incelenen bir yaşam etkinliği, bütün gezegenin havasında hesaplanabilir bir iz bırakabiliyor.[1]
Bağlantının fiziksel bir yolu var. Fotosentez yapan plankton karbonu organik maddeye çeviriyor; tüketiciler bu maddenin bir bölümünü solunumla yeniden suya veriyor. Soğuk, tüketici solunumunu üretimden daha fazla yavaşlatınca karbonun daha büyük bir payı derine ulaşabiliyor. Yazarlar bu mekanizmayı güncel büyüme ve karbon taşınımı verileriyle sınayıp geçmiş deniz sıcaklıklarına uyguladı. Atmosferin öyküsünü anlatırken canlıları yalnızca koşullara dayanan varlıklar olarak düşünmek eksik kalıyor. Aynı canlılar, yaşadıkları koşulların oluşmasına da metabolizmaları üzerinden katılıyor.[1]
Canlı bir okyanusu saymak
Buradan çıkardığım ortak tercih, okyanusu gözlerken neyi sayacağımızla ilgili. Bir karbon bütçesinde planktonun üretimi, tüketimi ve derine taşınan madde birlikte yer bulduğunda, yaşayan deniz daha anlaşılır hâle geliyor. Çalışmanın hesapladığı taşınım verimi artışı, yüzeyde yapılan üretim ile derinde tutulan karbonun farklı sorular olduğunu hatırlatıyor. Benim için bu, biyolojik gözlemlere iklimi anlamanın temel işlerinden biri olarak bakma gerekçesi. Küçük canlılara ayrılan dikkat, büyük gezegen sorularına ayrılan dikkatin içinde yer almalı.[1]
Bu tercih, belirsizliğin de görünür tutulmasını gerektiriyor. Eski deniz yüzeyi sıcaklıklarının yeniden kurulması hesapları etkiliyor; besinler, demir ve okyanus dolaşımı daha geniş açıklamadaki yerlerini koruyor. Araştırmanın yaptığı, geçmişteki tek bir mekanizmayı ölçülebilir varsayımlarla sınamak. Isınan bir okyanusta aynı etkinin ne büyüklükte tersine döneceği daha fazla araştırma istiyor. O yüzden bu bulgudan çıkardığım değer, geleceğe verilmiş bir güvence yerine merakımızın yönüyle ilgili: Atmosferin değişimini anlamak için hangi yaşayan süreçleri düzenli izlemeyi seçiyoruz?[1]
Gözün seçmediği ortaklar
Gündelik bakışımız büyük nesneleri kolayca seçiyor; bir kıyının önündeki canlı topluluğun metabolizması daha fazla emekle bilinebiliyor. Yeni hesap, o emeğin bize nasıl başka bir gezegen resmi verebildiğini gösteriyor. Ben okyanus haberlerini okurken artık yalnızca suyun sıcaklığını sormanın yanına, üretilen karbonun nereye gittiğini de koymak istiyorum. Böyle bir soru, araştırmacılardan hazır teselli istemeden onların açıkladığı ilişkiye yaklaşmayı sağlıyor. Bir nefes aldığında, havanın uzun geçmişinde göremediğin canlıların da payı bulunabileceğini düşünmek için artık daha somut bir neden var.[1]