Sayının kendisi bir kurum tarifi

Keiko Fujimori salı günü Lima'da Kongre önünde, cumhuriyet başkanlığı görevlerini sadakatle yerine getireceğine dair yemin etti. Haziran ayındaki ikinci turda solcu rakibi Roberto Sanchez'i 50.000'den az oyla geçmişti ve bu, üç yenilginin ardından girdiği dördüncü başkanlık yarışıydı. Aynı törenle birlikte on yılda Peru'nun dokuzuncu başkanı oldu.[1]

O dokuz rakamı bir seçmen kararsızlığını değil, bir kurumsal düzenlemeyi anlatır. Peru başkanlarının çoğu sandıkta yenilerek değil, kongre tarafından görevden alınarak gitti. Bu yüzden yeni başkanın kaderini belirleyecek sayı 50.000'lik oy farkı değil, meclisteki blokudur: Fuerza Popular Kongre'nin en büyük grubuna sahip ve sağdaki müttefikleriyle birlikte Senato sandalyelerinin yarısını elinde tutuyor.[1]

Babasının dönemiyle uyuşmayan koşul

Eleştirmenlerin uzandığı benzetme hazır: yönetiminin babası Alberto Fujimori'nin otoriter dönemine benzeyebileceği ve sivil özgürlüklerin aşınabileceği kaygısı. Benzetmenin tuttuğu yer var, tutmadığı yer de var. Peru'yu son on yılda dokuz başkana taşıyan mekanizma, güçlü bir başkanlıktan çok başkanı indirebilecek kadar güçlü bir kongredir. Bu, tam tersi yönde bir sorundur. Elindeki yarım Senato tam da bu ikinci soruna karşı işliyor: görevden alınmaya karşı koruyor, ama yasama gündemini rahatça ilerletmeye yetmiyor.[1]

Getirdiği program da ödünç alınmış bir şablon. Kampanyası El Salvador'un Cecot cezaevini örnek alan bir mega hapishane, kimliği gizli tutulan yargıçlar, göçmen sınır dışı işlemleri ve mahkûmların yiyecek karşılığında çalıştırılması üzerine kuruluydu. Şablonlar, onları taşıyan kurumlardan hızlı yolculuk eder; bir cezaevi modeli ithal edilebilir, o modeli ayakta tutan yargı ve infaz kapasitesi ithal edilemez. Bunun bir kampanya çerçevesi olarak kalması da mümkün: yarım Senato, bu adımların çoğunun gerektireceği yasal değişikliği tek başına çıkarmaya yetmiyor.[1]

Bu döngü nerede bükülebilir

Döngünün bu turda kırılıp kırılmadığını iki gözlem gösterecek. Birincisi, ilk görevden alma girişimi geldiğinde yarım Senato bir arada duruyor mu; çünkü bu bloğun dağılması, önceki sekiz başkanın gidişini açıklayan mekanizmanın yeniden işlediği anlamına gelir. İkincisi, muhalefetin adalet aradığı 2022-2023 protestolarındaki ölümlere ilişkin dosyalar ilerliyor mu. Kurumların çekişmeyi soğurup soğuramadığı, sınırların nereden çizildiğinden çok bu iki soruda görünür.[1]