İmzalanmış metin ne yapıyor?
Mekke'de bu ay imzalanan ortak savunma anlaşması, üç imzacıdan birine yönelik silahlı saldırıyı üçüne birden yapılmış sayıyor. Al Jazeera'ya konuşan Recep Tayyip Erdoğan, metnin taraflardan biri dışarıdan saldırıya uğradığında ortak adım atmayı öngördüğünü aktardı. Çözümleyiciler bu ortak caydırıcılık hükmünü NATO'nun 5. maddesine benzetti; İslamabad'daki yetkililer ise anlaşmanın NATO'nun eşdeğeri sayılmaması ve tek bir ülkeyi hedef aldığının düşünülmemesi konusunda uyardı. Bir savunma taahhüdünün ağırlığı önce burada, işletilecek hükmün kendisinde ölçülür.[1]
Al Jazeera'ya verdiği aynı söyleşide Erdoğan, Mısır'ın anlaşmaya katılmasının mümkün olduğunu, metnin yeni üyelere açık bulunduğunu ve Kahire'nin katılımının genişleme seçenekleri arasında yer aldığını söyledi. Bu, bir cumhurbaşkanının kendi tercihini kamuoyu önünde açıklamasıdır ve ucuza gelir: hiçbir yükümlülük doğurmaz, hiçbir takvim başlatmaz. Haberde Mısır tarafından yapılmış bir açıklama ya da duyurulmuş bir katılım işlemi yer almıyor.[1]
Katılım nasıl bir işlem?
Katılım, ayrı bir hukuki işlemdir. Çok taraflı bir savunma anlaşmasında bu genellikle mevcut tarafların onayını, katılım belgesinin imzalanmasını ve metnin öngördüğü usulün tamamlanmasını gerektirir. Haberde anlaşmanın yeni üyelere açık olduğu aktarılıyor; usulün nasıl işlediği, hangi organın karar verdiği ve katılımın hangi anda yürürlüğe gireceği ise kamuya açık biçimde ortaya konmuş değil. Anlaşmanın ne kadar genişleyebileceğinin yanıtı, bu usulün ayrıntısında duruyor.[1]
Bu yüzden izlenecek şey açık. Mısır'ın katılımı, Kahire'nin kendi açıklaması ya da Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın ortak duyurusuyla teyit edilirse taahhüt somutlaşmış olur. 31 Ekim 2026'ya kadar böyle bir açıklama ya da duyurulmuş bir katılım işlemi gelmezse, Erdoğan'ın sözleri bir pozisyon beyanı olarak kalır. İkisi arasındaki fark, Mısır'ın bir saldırı hâlinde hukuken ne yapmakla yükümlü olduğunu belirler.[1]
Taraflar hükmü nasıl anlatıyor?
Anlaşmanın nasıl okunacağı konusunda imzacılar da bir sınır çizdi. İslamabad'daki yetkililer, metnin NATO'nun eşdeğeri sayılmaması ve tek bir ülkeye yönelik görülmemesi konusunda uyardı. Bu uyarı, ortak caydırıcılık hükmünün varlığını yadsımıyor; hükmün hangi durumlarda ve kime karşı işletileceği konusunda beklentiyi düşürüyor.[1]
Buradan bir gerilim çıkıyor. Metnin dili geniş: üç imzacıdan birine yönelik silahlı saldırıyı hepsine yapılmış sayıyor. İmzacıların kendi anlatımı ise dar. Bir başka okuma da mümkün: bu uyarı, hükmün kapsamına ilişkin bir açıklama olmaktan çok üçüncü ülkelere yöneltilmiş diplomatik bir işaret olabilir. Hangisinin geçerli olduğunu, hükmün ilk kez gündeme geldiği an gösterecek; o güne kadar NATO benzetmesi kapsamı açık bırakıyor.[1]