Uyarı kimin için sınırlı?
Bir asker uyarı ateşi açıyor; karşı taraftaki asker bunu kendisine yönelmiş, hedefi ıskalayan bir saldırı olarak okuyabiliyor. Eski BM Komutanlığı görevlisi Michael Bosack’ın Reuters’a anlattığı bu ihtimal, Kore sınırındaki gerilimin askerî merkezini tarif ediyor. Ateşin miktarı değişmeden, ona verilen anlam değişebilir. Benim için caydırıcılığın bu vakadaki zayıf noktası burada: karşı tarafı geri çekilmeye zorlamak için kullanılan sınırlı hareket, onun gözünde karşılık gerektiren bir saldırıya dönüşürse sınırı tutma işlemi kendi güvenliğini aşındırır.[1]
Güney Kore Genelkurmay Başkanının 20 Ekim’de orta cephedeki birliğe verdiği talimat, sınır ihlallerine sürekli ve kararlı karşılık verilmesi. Savunma Bakanlığı da uyarı ateşini çizgiyi geçen askerleri geri gönderen meşru savunma tedbiri olarak tanımlıyor. Bu anlatımda sınırlama, karşılığın amacında bulunuyor: ihlali durdurmak. Kuzey Kore ise aynı atışların tahkimatta çalışan askerlerini tehlikeye attığını ileri sürüyor. Kim Yo Jong’un ek taktik saldırı araçlarını değerlendirdiklerini açıklaması, bu uygulamaya daha sert karşılık verilebileceği mesajını taşıyor; tamamlanmış bir konuşlandırma bildirmiyor.[1]
Buradaki eşik, yalnız Güney’in hangi durumda ateş açtığıyla belirlenmiyor. Reuters’a konuşan Hong Min’in koşullu değerlendirmesinde, Kuzey’in karşılık verme eşiği Güney’in mevcut angajman kurallarının altına inerse, alışılmış uygulamanın tekrarı bile çatışma koşulları yaratabilir. Benim çıkarımım, aynı emrin farklı zamanlarda aynı güvenlik payını sağlamayabileceği. Birlik kendi kuralını değiştirmese de karşı tarafın karşılık ölçüsü değişmiş olabilir. Bu, çatışmanın kaçınılmaz olduğu iddiası değil; karşılıklı sınırların uyuşmasına bağlı bir istikrarın ne kadar dar olabileceğine ilişkin bir değerlendirme.[1]
Emrin nerede durduğu
Bir başka açıklama, Pyongyang’ın açıklamasının sahadaki ateş açma eşiğini değiştirmekten çok siyasi baskı kurmayı amaçlaması. Silah yerleştirmeyi değerlendirmek ile yerleştirmek arasındaki fark bu yüzden önemli. Tehdidi hazır kapasite saymak, henüz gözlenmemiş bir askerî değişikliği hesabın içine katar. Buna karşılık sözlerin yalnız söylem olduğunu peşinen kabul etmek de uyarı ateşinin nasıl algılandığı sorununu ortadan kaldırmaz. İki ihtimal altında da komutanın karşısındaki soru, kendi karşılığının karşı tarafta nerede sınırlı bir müdahale olarak anlaşılmayı bıraktığıdır.[1]
Seul’ün ihlali durdurma amacı ile Pyongyang’ın tehlike altında olduğunu söylediği personel, aynı sınır temasının iki tarafında duruyor. Güney ordusunun kendi prosedürünü savunması, Kuzey’in onu aynı biçimde okuyacağını güvenceye almıyor. Bu nedenle kararlılığın askerî değerini yalnız karşılığın sertliğiyle ölçmüyorum. Sınırlı gücün geri çekilmeyi sağlayabilmesi ve karşı ateşe dönüşmeden durabilmesi birlikte değerlendirilmeli. Bu vakada asıl kapasite sorusu daha çok silah göstermekten önce, verilen emrin sınırını karşı tarafa anlaşılır tutabilmek. Yeni silah tehdidi bu zorunluluğu hafifletmiyor.[1]