Yardımın eşiği

Mekke anlaşmasına güvenen bir ülkenin ilk sorusu, saldırı altında hangi yardımın ne zaman kullanılabildiğidir. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki savunma anlaşmasının onay teklifi 27 Ekim’de TBMM Dışişleri Komisyonu’ndan geçti. Dışişleri Bakan Yardımcısı Levent Gümrükçü, askerî desteğin otomatik başlamadığını söyledi. Önce ilgili ülkenin talebi, ardından değerlendirme gerekiyor. Genel Kurul aşaması da henüz tamamlanmadı. Bu açıklamalar, yardım bekleyen taraf için birden fazla karar aşaması tarif ediyor.[1]

Benim güvenlik açısından çıkardığım sonuç şu: Bu karar aşamalarının açıklığı, yardım sözünün inandırıcılığının bir parçası. Talebi kimin değerlendirdiği ve hangi görevin onaylandığı belirsiz kaldığında, ortak ülke kendi savunma hesabına güvenilir bir destek süresi ekleyemez. Öte yandan otomatik harekete geçmeme tercihi, bir tarafın bütün ortaklarını istemedikleri bir çatışmaya sürüklemesini sınırlayabilir. Aynı düzenleme hem karşılık verme hızını yavaşlatabilir hem de tırmanmayı frenleyebilir. Hükümetin açıklaması bu iki etkinin sahada hangi ağırlıkta gerçekleştiğini göstermiyor.[1]

Konuşlandırmadan önce görev

Gümrükçü, anlaşma kapsamında o aşamada öngörülen bir askerî konuşlandırma bulunmadığını da belirtti. Türkiye’den yurt dışına kuvvet gönderilmesinde Anayasa’nın 92. maddesinin geçerli olduğunu söyledi. Anlaşmada nükleer silahlara ilişkin hüküm bulunmadığını açıkladı. Bunlar, taahhüdün sınırları hakkında somut bilgiler. Komisyon Başkanı Fuat Oktay’ın bölgesel caydırıcılık hedefiyle savunduğu düzenlemenin hangi kuvvetle, hangi görev için uygulanacağı ise bu açıklamada tarif edilmiyor.[1]

Bu nedenle anlaşmanın güvenlik değerini değerlendirirken görev tanımına ağırlık veriyorum. Bir yardım talebini karşılayacak unsurun görevi, hazır olma durumu ve ne kadar süre desteklenebildiği, soyut bir ortak savunma sözünden daha kullanılabilir bilgiler sağlar. Böyle bir açıklamanın yapılmamış olması kabiliyet bulunmadığını kanıtlamaz; taraflar askerî ayrıntıları açıklamamayı da seçmiş olabilir. Kamuya açık ölçü şu: Yardım talebi karşısında tanımlı görev ve o görevi sürdürecek kuvvet açıklanıyor mu? Askerler için emir, ortak ülke için beklenen destek ve siviller için çatışmanın sınırı burada somutlaşır.[1]