Teslim tarihi bir kabiliyet meselesi

Avustralya’nın planında ilk ikinci el Virginia sınıfı denizaltının tarihi 2032; ülkede yapılacak SSN-AUKUS’unki 2042. Bu aralık, çarşamba günü açıklanan sivil AUKUS incelemesinin en somut itirazını taşıyor. ABD donanmasının kendi üretim programındaki gecikmeler ve maliyet artışları, Canberra’ya ayrılacak teknelerin zamanında bulunup bulunamayacağı sorusunu büyütüyor. Peter Garrett ile emekli amiral Chris Barrie’nin öncülük ettiği heyet denizaltı ayağının iptalini istiyor. Hükümet ise programı savunmayı sürdürüyor. İki tarafın siyasi tercihi farklı; teslim edilmesi gereken araç aynı.[1]

Caydırıcılığın bu aşamadaki darboğazı niyet beyanından çok tersane kapasitesi. Avustralya, ABD’nin savunma sanayi altyapısına para aktarıyor; teslimatın kendisi ise ileride yapılacak. Benim çıkarımım şu: bir ortağın üretimini destekleyen ödeme, donanmanın kullanabileceği bir denizaltıyla aynı şey değil. Bu bağımlılık mutlaka başarısızlık doğurmaz. Ortak yatırım, kapasiteyi genişleterek takvimi mümkün de kılabilir. Fakat o savunmanın ağırlığını taşıyacak unsur siyasi desteğin tekrarı değil, üretimin teslimat sırasını karşılayacak düzeye gelmesi.[1]

İptalin de bir takvimi olmalı

İnceleme, devletin veya parlamentonun görevlendirdiği bir soruşturma değil. Bağışlarla yürütüldü, bini aşkın görüş aldı ve anlaşmanın eleştirmenleri ağırlıktaydı. Yeni üs planlarının askıya alınmasını ve bir Kraliyet Komisyonu kurulmasını istiyor. İkinci ayağın, yani teknoloji ve savunma kapasitesi paylaşımının yeniden düzenlenmesini de öneriyor. Bu tavsiyeler, yürürlüğe konmuş bir iptal kararı değil. Heyetin teslimat ve maliyet itirazlarını, bütün stratejik sonuçları önceden kanıtlanmış hükümler gibi ele almak yanlış olur.[1]

Savunma Bakanı Richard Marles’ın sözcüsü, 2026 ulusal savunma stratejisine dayanarak Avustralya’nın daha fazla güç aktarabilen bir kuvvete ihtiyaç duyduğunu söylüyor. Bu, hükümetin tehdide nasıl yanıt vermek istediğini açıklıyor; üretim gecikmesini tek başına çözmüyor. Öte yandan iptal de otomatik bir kapasite kazancı sağlamaz. Denizaltı planını durdurmak isteyenlerin aynı görevi hangi araçlarla, hangi zaman aralığında yerine getireceği sorusu ortada kalır. Tersane darboğazı sürse bile ortaklığın eğitim ve sanayi birikimi sağladığı savunması mümkün; bu da tekne tesliminden ayrı değerlendirilmelidir.[1]

Ömür boyu yükümlülük

Atık yükümlülüğü de tekneyle birlikte sona ermeyen bir maliyet kalemi. Avustralya henüz kalıcı depolama alanı seçmedi; resmî atık maliyeti açıklanmış değil. İnceleme heyetinin ek maliyet tahmini bu boşluğu hükümet adına doldurmuyor. Benim değerlendirmem, atık için belirsiz kalan tutarın programı kesin biçimde değersiz kılmadığı, fakat karşılaştırmanın eksik bırakılmasına yol açtığı yönünde. Bir denizaltının alımını diğer seçeneklerle kıyaslarken kullanım sonrası yükümlülükleri de aynı zaman ufkuna taşımak gerekir.[1]

Canberra’nın önündeki karar bu yüzden iki ayrı teslimat sorusunu içeriyor. Program devam ederse, ABD’den gelecek tekneler ile Avustralya’da üretilecek tasarım arasındaki dönem nasıl karşılanacak? Program sona ererse, yerine seçilecek kapasite o dönemde ne sağlayacak? AUKUS lehindeki stratejik gerekçe de aleyhindeki maliyet itirazı da bu aralıktan kaçamıyor. Donanmanın eline geçecek kullanılabilir kapasite ve bunun ne kadar süre ayakta tutulabileceği, her iki tercihin de ölçüsü olmalı.[1]