Sayım
Gemi takip şirketi Kpler'e göre Hürmüz Boğazı'ndan cumartesi 11, pazar 8 gemi geçti; savaştan önce günlük geçiş sayısı yüzün üzerindeydi. Dünya petrol ve doğal gazının yaklaşık yüzde 20'si bu sudan geçerdi. Haziran başında ABD ile varılan geçici anlaşma sayıyı yeniden yükseltmiş, yaklaşık bir ay sonra saldırıların başlaması yine aşağı itmişti. Hâlâ sefer yapan gemilerin çoğu geçiş sırasında konum vericilerini kapatıyor.[1]
Vericiyi kapatmak, bütün veri kümesindeki en açık fiyat. Görünmeyen gemiyi kiralamak, sigortalamak ve yükünü satmak zorlaşır; bu maliyetleri kabul eden bir armatör, görünmezliğin indiriminin görünürlüğün priminden küçük olduğuna karar vermiş demektir. Bu, bir navlun endeksinin yetişmesini beklemeden askerî riski doğrudan fiyatlayan bir piyasadır. Bariz çekince şu: verici kapatmak yaptırım altındaki taşımacılıkta da eskiden beri başvurulan bir yöntem; dolayısıyla sayacın kaydettiğinin bir bölümü geçişin ne kadar tehlikeli olduğundaki değil, hâlâ kimin sefer yaptığındaki değişimi yansıtıyor olabilir.[1]
Alternatif hat da bedelli hâle geldi
Suudi ham petrolü taşıyan bazı tankerler, krallık ile Batı Afrika arasında uzanan Kızıldeniz hattına kaymıştı; Hürmüz seyreldiğinde piyasanın bulduğu sapak buydu. Husi hareketi 20 Temmuz'da Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz limanlarına abluka ilan etti; Birleşik Krallık Deniz Ticaret Operasyonları birimi son bir haftada gemilere yönelik birkaç saldırı kaydetti. Kpler cumartesi Babülmendep'ten 28 yük gemisinin geçtiğini, altısının vericisini kapattığını saydı; toplam trafik saldırı öncesinin kabaca yarısı düzeyinde. Sefere devam eden yarı, tehdidin hedef almadığı yarı: ilan edilen hedef özellikle Suudi gemiciliği. Seçici bir ablukayı işletmek ucuz, ona karşılık vermek ise zordur: hiçbir bayrak devletinin donanması apaçık mağdur taraf değildir. Asya'ya gidecek ham petrol yüklemeleri savaş başladığından bu yana en düşük düzeye, günde dört dolayına indi; Intertanko'dan Tim Wilkins ise sektörün karşısındakini "genişleyen, kötüleşen ve giderek karmaşıklaşan bir güvenlik tablosu" diye anlatıyor.[1]
2 Ağustos'ta anlatılan güzergâh görüşmelerinin diplomatik olmaktan çıkıp ticari bir soruya dönüştüğü yer tam da burası. İran, Umman'la Hürmüz'de giriş ve çıkış şeritleri ayrı üçüncü bir koridor için yürüttüğü müzakerelerin son aşamada olduğunu söylemişti. Böyle bir düzenleme yayımlanır ve yürürlüğe girerse sınav, metnin imzalanması değil yükün ona inanmasıdır: yayımdan sonraki bir ay içinde Kpler'in saydığı Hürmüz geçişlerinin günde otuzun, Asya'ya yüklemelerin günde onun üzerine çıkması, armatörlerin ve sigortacıların şeritleri gerçek saydığı anlamına gelir. Trafiğin tek haneli düzeyde kalması ise koridorun kâğıt üstünde kaldığını ve risk primini hâlâ insansız hava araçlarını elinde tutanların belirlediğini gösterir.[1], [2]