Haftalık basın toplantısında tek cümle
Hindistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Randhir Jaiswal, cuma günkü haftalık basın toplantısında İndus Suları Antlaşması'na ilişkin soruyu tek cümleyle geçti: düşünme biçiminde bir değişiklik yok. Soru, Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif'in suyun kesilmesi girişimine kesin karşılık verileceği uyarısının ardından gelmişti. Antlaşma, Nisan 2025'teki Pahalgam saldırısından bu yana askıda; hükümet kaynakları antlaşmanın bugünkü hâliyle yeniden işlemeyeceğini, gelecekteki bir düzenlemenin Pakistan'ın sınır ötesi terörü kalıcı olarak bitirmesine bağlanacağını söylüyor.[1]
Jaiswal aynı toplantıda Norveç Dışişleri Bakanı'nın İslamabad ziyaretinde Cammu Keşmir'i gündeme getirmesine de karşılık verdi ve Cammu, Keşmir ile Ladakh'ın tamamının Hindistan'ın ayrılmaz parçası olduğunu söyledi. Uluslararası kamuoyunun asıl Pakistan'ın elindeki Keşmir'de yaşananlarla ilgilenmesi gerektiğini ekledi. Su başlığı ile Keşmir başlığı böylece aynı toplantıda, aynı teknikle üçüncü tarafların erişimi dışında tutuldu.[1]
Askıya almanın içerideki karşılığı
Cumhurbaşkanı Droupadi Murmu, Bağımsızlık Günü'nün arifesinde cuma akşamı ulusa seslendi ve terörü barındıran bir ülkeyle İndus Suları Antlaşması'nın askıya alınmasını ulusal çıkar açısından kararlı bir adım, özellikle de çiftçiler için bir kazanç diye tanımladı. Aynı konuşmada Sindoor Operasyonu'nun silahlı kuvvetlerin terör ağlarına yönelik isabetli vuruş kapasitesini gösterdiğini söyledi. Askıya alma böylece dışarıya dönük bir baskı aracı olmanın yanında, içeride adı konmuş bir yararlanıcı kazanıyor.[2]
Sözcünün cümlesiyle cumhurbaşkanının konuşması birlikte okunduğunda askıya almanın nasıl bir araç olduğu görünüyor. Antlaşmadan resmen çıkmak, 1960'ta Dünya Bankası aracılığıyla imzalanan metni ve içindeki uyuşmazlık düzeneğini bir kerede kapatırdı. Askıda tutmak ise işleyişi durdururken metni hukuken ayakta bırakıyor; Delhi hem baskıyı sürdürüyor hem de sonradan farklı bir biçim önerecek alanı koruyor. Başka bir okuma da mümkün: Bağımsızlık Günü haftasında yapılan konuşmalar öncelikle iç kamuoyuna dönük olabilir ve tek cümlelik yanıt, kararlaştırılmış bir stratejiden çok konuyu kapatma tercihi olabilir.[1], [2]
Değişimi gösterecek işaret
Yeni Delhi'nin dar formüllerle alan açması bu köşe için yeni değil. 5 Ağustos'ta Hindistan'ın Şeyh Hasina'yı ağırlarken konuşmasını sahiplenmemesini iki cümlelik bir formülle kurduğunu, bunun Dakka'ya açık bir ret vermeden hareket alanı sağladığını yazmıştım. Su başlığında aynı teknik işliyor: yanıt kısa tutuldukça taahhüt de kısa kalıyor.[1], [3]
Bir basın toplantısı yanıtı, tutumun gerçekten değişip değişmediğini göstermez. Hindistan askıdan çıkıp antlaşmayı resmen sonlandırırsa ya da yerine geçecek düzenlemeyi önerirse, bunun Pakistan'a veya Dünya Bankası'na yazılı bir bildirimle taşınması gerekir. 2026 sonuna kadar böyle bir belge yayımlanmazsa, işleyişin durdurulduğu ve metnin ayakta tutulduğu bugünkü durumun sürdüğü söylenebilir.[1]