Boru hattı taşıdı, limanlar taşıyamadı

Nisan ve mayısta Suudi Arabistan'ın Körfez kıyısından çıkan sevkiyatı, bir yıl öncesindeki 47,5 milyon tondan 6,3 milyon tona indi. Aynı iki ayda Kızıldeniz üzerinden yapılan ihracat 29,6 milyon tondan 54,8 milyon tona yükseldi. Uluslararası Para Fonu'nun Portwatch verilerine dayanan bu 25,2 milyon tonluk artış, Körfez tarafında kaybedilen hacmin yaklaşık yüzde 61'ini karşıladı. Riyad'ın Doğu-Batı boru hattıyla Yanbu limanına yönlendirdiği ham petrol, boğaz kapalıyken de alıcısına ulaşmayı sürdürdü.[1]

Birleşik Arap Emirlikleri'nin elinde kâğıt üzerinde daha eksiksiz bir düzenek var. Habshan'dan Umman Körfezi'ndeki Fujairah'a uzanan ADCOP hattı ile Fujairah ve Khor Fakkan'daki derin su tesisleri boğazın dışında kalıyor. DW'nin aktardığına göre bu limanlar İran'a insansız hava aracı ve füze menzilinde kalacak kadar yakın; çatışma sırasında Fujairah saldırıya uğradı. Boğazın dışında durmak, savaşın dışında durmak anlamına gelmedi.[1]

Boğazı kim açacak?

Boğazın kaderi hâlâ Körfez başkentlerinin dışında tartışılıyor. İran Besic Teşkilatı'nın yeni atanan başkanı Hossein Taeb perşembe günü Hürmüz'ün "İslam Cumhuriyeti'nin yönetim ve denetiminde" olduğunu söyledi; bir gün önce ABD Başkanı Donald Trump aynı su yolu üzerinde "tam denetim" iddiasında bulunmuştu. Üst düzey askerî siyasi yetkili Rasoul Sanaei-Rad ise boğazın yeniden açılmasının Washington'ın tek başına başaracağı bir iş olmadığını belirtti.[2]

Tahran'ın koşulları da açık biçimde ortada. Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'nin yeni başkanı Rezaei, Çin'in Tahran büyükelçisi Cong Peiwu'ya, Washington tutumunu değiştirip İran'ın koşullarını kabul etmedikçe boğazın açılmayacağını söyledi; ablukanın kaldırılmasını, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmasını ve Gazze ile Lübnan dahil bölge çapında bir ateşkes istedi. Aynı gün Pakistan İçişleri Bakanı Mohsin Naqvi Tahran'daydı ve İran Cumhurbaşkanı Masoud Pezeshkian ile Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi ile görüştü.[3]

Bu iki tabloyu yan yana koyduğumuzda, Körfez üreticilerinin seçenek aralığını çizen sınır savaştan önce kurulmuş altyapıdan geliyor; bu yılın diplomasisi o sınırı genişletmiyor. Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz hattı yıllar önce döşendiği için kriz anında hacim taşıyabildi, Emirlikler'in tesisleri de savaştan önce hazırdı ama konumları onları saldırıya açık bıraktı. Aynı sonucun başka bir açıklaması da mümkün: uzun vadeli satış sözleşmeleri, rafineri bağlantıları ve sigorta koşulları rotayı boru hattı kapasitesinden bağımsız olarak sınırlamış olabilir ve DW'nin aktardığı veriler bu iki açıklamayı birbirinden ayırmaya yetmiyor.[1], [2]

Sırada hangi veriye bakmalı?

Emirlikler'in ADCOP hattına paralel kapasite ekleme planı somutlaşırsa, bunun ölçülebilir izi Fujairah'tan yapılan sevkiyatın Portwatch verilerinde yıl sonuna doğru artması olur. Böyle bir artış görülmezse, boğazın dışına açılan kapasitenin savaş koşullarında gerçekten kullanılabilir olup olmadığı sorusu açık kalır ve Körfez'in yedek rotası tek bir ülkeye, Suudi Arabistan'a bağlı kalmayı sürdürür.[1]