Aynı eşik, ters yönde

Macaristan parlamentosu 11 Ağustos'ta András Baka'yı 140'a 6 oyla cumhurbaşkanı seçti; Fidesz'in 51 milletvekilinin tamamı oylamadan önce salonu terk etti. Baka'yı 2011'de Yüksek Mahkeme başkanlığından uzaklaştıran da aynı partiydi. Şimdi Baka'nın görevi, Orbán'ın çoğunluğunun yine 2011'de kabul ettiği anayasanın yerine yazılacak metnin hazırlanışını gözetmek. Péter Magyar'ın hükûmeti mayıs başından bu yana 27 yasa ve iki anayasa değişikliği çıkardı; kararnameyle yönetmeyi mümkün kılan olağanüstü hâlleri kaldırdı, Egemenliği Koruma Ofisi'ni lağvetti ve Anayasa Mahkemesi'nin yasaları denetleme yetkisini geri verdi.[1]

Bu tabloda dikkat çeken şey, aracın el değiştirmesi. 2011 metnini tek bir partinin üçte iki çoğunluğu yazdı; bugün onu söken de bir üçte iki çoğunluk. Dayanıklılığı sağlayacak olan, metnin ne dediği kadar, onu değiştirmek için kimin rızasının arandığıydı; kaybeden tarafın onayını gerektirmeyen bir eşik, çoğunluk el değiştirdiğinde aynı hızla ters yöne çalışır. Başka bir açıklama da mümkün: nisan seçiminin ölçeği o kadar büyük olabilir ki, 2011 yönteminde bir kusur aramaya gerek kalmaz. Ne var ki Fidesz'in salonu terk etmesi ve ardından gelen ikinci anayasa değişikliği, tartışmanın yine aynı yerde, eşiğin kendisinde düğümlendiğini gösteriyor.[1]

Bern aynı soruyu bir ay önceden soruyor

İsviçre'de Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis, salı günü Federal Konsey adına, tarafsızlığı anayasada tanımlamayı öneren girişime karşı kampanyayı başlattı; oylama 27 Eylül'de. Girişim tarafsızlığı sürekli ve silahlı ilan edecek, doğrudan saldırı dışında savunma ittifaklarıyla iş birliğini kapatacak ve Birleşmiş Milletler karara bağlamadıkça savaşan taraflara yaptırım uygulanmasını engelleyecek. Hükûmetin karşı çıkışı ilginç bir yere dayanıyor: tarafsızlık zaten anayasada var, 1815 Paris Antlaşması'ndan bu yana tanınıyor ve Lahey Sözleşmeleri'nde kurala bağlanmış durumda. Cassis, 180 yıllık başarıyı bu ilkenin akıllıca ve sorumlu biçimde uygulanmasına bağladı.[2]

İki başkentte sorulan soru aynı: bir siyasi denge, anayasa metnine geçirildiğinde sağlamlaşır mı? Budapeşte'de bunun bir denemesi tamamlandı ve on beş yıl dayandı. Bern'de aynı adım öneriliyor, hükûmet ise uygulamanın esnek kalmasını savunuyor. Karşılaştırmanın belirleyici farkı da burada: İsviçre'deki metni parlamento çoğunluğu değil, sandıktaki seçmen kabul edecek ve tarafsızlığın kendisine destek anketlerde yaklaşık yüzde 85. Seçmenin doğrudan onayladığı bir madde, Macaristan'ın 2011 metni gibi tek bir çoğunluğun elindeki araç olmaz; bu yüzden Budapeşte'nin deneyimi Bern için uyarı sayılabilir, ama hazır bir sonuç sunmaz.[2], [1]

Bakılacak yer

Baka'nın kendi konumu da bu soruya bağlı. Görevini mümkün kılan anayasa değişikliğine göre yeni cumhurbaşkanı, yeni anayasa yürürlüğe girene kadar ya da en çok beş yıl görevde kalacak; yani geçiş dönemi için seçildi. Baka, göreve gelmeden önce BBC'ye milletvekili görev sürelerinin sınırlanmasına karşı olduğunu, bunu seçmenin temsilcisini özgürce seçme hakkına müdahale saydığını söylemişti; oysa sınırlamayı getiren değişiklikler kendisini seçen çoğunluğun eseri. Parlamentodaki konuşmasında en geniş tartışmaya söz verdi ve devletin kendisi için değil, halk için var olduğunu söyledi.[1]

İzlenecek iki ölçülebilir adım var. Yeni anayasanın hazırlanışında, yürürlüğe girmesi için hükûmet çoğunluğunun ötesinde bir rıza arayan bir usul yazılırsa, Budapeşte kendi yönteminden ders çıkarmış olur; böyle bir usul yoksa metin bir sonraki üçte iki çoğunluğa kadar geçerli sayılabilir. Gözlenebilir işaret, Fidesz'in taslak sürecine geri dönüp dönmediğidir. İkincisi 27 Eylül'de belli olacak: İsviçre seçmeni, hükûmetinin esnek tutmak istediği uygulamayı anayasa maddesine çevirmeyi kabul ederse, aynı sorunun iki yanıtını aynı takvim içinde görmüş olacağız.[1], [2]