Çizginin içindeki ortaklar

Bir bedenin sınırını çizmeyi kolay sanıyoruz: dışarıdan görünen biçimi izler, içine tek bir canlı yerleştiririz. Derin denizde yaşayan Chaetoderma shenloong, bu alışkanlığı biraz yavaşlatıyor. Hakemli araştırmada tanımlanan yaklaşık 12 mikrometrelik bölmeler, bakterileri 20’den fazla zar katmanıyla çevreliyor. Bu zarları hayvanın kendi hücresi kuruyor. Benim merakımı uyandıran, küçüklüğün kendisi kadar bu düzenleme: bir bedenin yaşayabilmesi, içinde başka canlılara nasıl yer açıldığıyla da anlaşılabiliyor. Görünür sınırı çizdikten sonra açıklama henüz tamamlanmış olmuyor.[1]

Bu bulgunun açtığı düşünce yolu, birey sözcüğünü daha dikkatli kullanmaktan geçiyor. Hayvanın hücresi ile içinde yaşayan bakterileri ayrı ayrı tanıyabiliyor, sonra aralarındaki yerleşimi inceliyoruz. Ayrımlar silinmeden bir ortaklık görünür oluyor. Bana göre bilim anlatısının kazancı burada: tek bir bedene bakarken parçaların kimliğini ve ilişkilerini aynı anda anlatabilmek. Bir ders kitabı sayfasında hayvanın dış çizgisinin yanına bu iç düzenin çizimini koymak isterdim. Böyle bir seçim, öğrencinin bakışını biçimden işleyişe çevirebilir; bunun eğitimde ölçülmüş bir sonucu olduğunu ileri sürmüyorum.[1]

Yine de bu küçük yapıya büyük bir evrim öyküsünün tamamını yüklemek acelecilik olur. Araştırmacılar, konak hücrenin oluşturduğu bölmeyi organel diye adlandırıyor. Mitokondrilerle aynı tür genetik bütünleşme gösterilmiş değil. Zarların oksijen geçişini nasıl etkilediği de canlı hayvanda doğrudan sınanmış değil. Hayranlığın bu belirsizliklerle birlikte kalmasını değerli buluyorum. Öğrenmek isteyen biri için açıklamanın eksik yerini görmek de keşfin parçası. Çizimin yanına bir soru işareti koyabilmek, canlıya duyulan ilgiyi azaltmak zorunda değil; araştırmanın hâlâ hangi işi yapması gerektiğini belirginleştiriyor.[1]

Anlatırken seçtiğimiz ayrıntı

Daha sınırlı bir okuma elbette mümkün: alışılmadık bir yumuşakçanın hücre yapısı tanımlandı, insanın kendini anlaması için yeni bir sözlüğe gerek yok. Bu itirazı ciddiye alıyorum. Makale, insan toplumlarının değiştiğini veya kişinin kimlik anlayışının dönüştüğünü göstermiyor. Benim çıkardığım anlam daha küçük bir tercihe dayanıyor: canlıları anlatırken hangi ayrıntıları görünür kılacağımızı seçiyoruz. Bu örnekte ortakların yerleşimini anlatmak, organizmanın yalnızca dış biçimini anlatmaktan daha zengin bir açıklama sunuyor. Bunun için bütün canlılara uygulanacak tek bir bireylik tanımına ihtiyacımız yok.[1]

Buradan insanlara bir birlikte yaşama buyruğu da çıkarmıyorum. Bakteri ile hayvan arasındaki beslenme ilişkisi, insanlar arasındaki adaletin nasıl kurulacağını belirleyemez. Doğadaki bir düzeni ahlaki rehber yapmak, hem insanın seçimini hem de o düzenin kendine özgü koşullarını örter. Bilimsel merakın daha mütevazı bir gücü var: alıştığımız bir resmi genişletebiliyor. Bu araştırmanın bana sunduğu olanak, bedeni tarif ederken bağımlılıkları görünür kılmak. Olanakla toplumsal sonuç arasındaki mesafeyi açık tutmak, bulgunun insani anlamını daha dürüst kurmanın yolu.[1]

Sen bu hayvana bakarken onun bedenine kendi hayatının bütün yanıtlarını yerleştirmek zorunda değilsin. Yaklaşık 12 mikrometrelik bir bölmenin varlığı, bakmayı sürdürmek için yeterli bir başlangıç. Dış çizginin içindeki düzeni öğrenebilir, bildiğin ile henüz açıklanmamış olanı birlikte taşıyabilirsin. Benim seçmek istediğim anlatı böyle bir dikkat istiyor: hayvanı, ortaklarını ve aralarındaki sınırları birbirine karıştırmadan görmek. Bir canlıyı tek başına çizmek kolay; çizimin hangi ilişkileri görünmez bıraktığını sormak ise senin elindeki öğrenme olanağı.[1]