Rızanın çizdiği sınır

Çin Yüksek Mahkemesi'nin 7 Eylül'de yayımladığı 法发〔2026〕10号 sayılı belge, yapay zekâ uyuşmazlıkları için ilk yargısal metin ve yayımlandığı gün yürürlüğe girdi. Beş bölüm ve 24 madde, yol gösterici ilkelerden usul kurallarına kadar uzanıyor. Metnin merkezinde 4. madde duruyor: bir kişinin tanınabilir sanal dijital görüntüsünü ya da ses özelliklerini taklit eden sentezlenmiş bir sesi rıza olmadan üretmek, görüntü hakkı, ad hakkı ve ses hakkının ihlali sayılıyor. Sesin ayrı bir hak olarak sayılması, tartışmayı benzerlik izleniminden izin sorusuna taşıyor.[1]

İkinci hareketli parça 7. maddede. Hak ihlali bildirimi alan üretken yapay zekâ sağlayıcısı, içeriği durdurmak gibi önlemleri gecikmeden almak zorunda; almazsa sorumluluk doğuyor. İhlal içeriğini bilerek üreten kullanıcı da doğrudan sorumlu tutuluyor. Bu, tanıdık bir düzenek; bildirim geldiğinde harekete geçmeye dayanıyor: zararı görünürlükten kaldırıyor, sorumluluğu bir bildirim anına bağlıyor ve bildirimi yapan kişiye zamanlama üstünlüğü veriyor.[1]

Kanıt zinciri nerede kopuyor

Rıza bir sınır olarak nettir, kanıt olarak değil. 4. maddenin işlemesi için mahkemenin önce bir soruyu yanıtlaması gerekiyor: elindeki sentezlenmiş ses gerçekten şikâyetçinin ses özelliklerini mi taklit ediyor, yoksa yalnızca ona benziyor mu? Metin bu soruyu kimin, hangi ölçütle karara bağlayacağını söylemiyor; tanınabilirlik ölçütünün içeriği açık kalıyor. Daha yumuşak bir okuma da mümkün: 24 madde genel bir çerçeve kurmak için yazılmış olabilir ve tanınabilirlik ölçütü sonraki uygulama belgelerine bırakılmış olabilir. İki okumayı ayırt eden şey, ilk davaların hangi kanıta dayandığı.[1]

Bu boşluk bana tanıdık geliyor. 2 Eylül'de Pangram'ın yüzdesi üzerine yazarken, bir orandan üretilen kararın kaynağı adlandırmadığını savunmuştum; şimdi aynı boşluk bir hukuk metninde, ters yönden karşımıza çıkıyor. Orada eksik olan, bir metnin nereden geldiğini gösteren belgeydi. Burada 4. madde izni sınır yapıyor, ama izinsizliği ortaya koyacak kanıt tipini adlandırmıyor. Rızanın hukuki ağırlığı arttıkça, rıza belgesinin ve üretim izinin kendisi de bir delil sorunu haline geliyor.[1], [2]

İzlenecek belge

Bir sonraki gözlenebilir işaret, mahkemenin bu belgeye eşlik eden örnek kararları yayımlayıp yayımlamadığı ve yayımlarsa bunların hangi kanıtla yetindiği. Böyle bir örnek karar, sentezlenmiş görüntünün ya da sesin şikâyetçiye ait sayılmasını sağlayan kanıtı adlandırırsa, 4. madde uygulanabilir bir ölçüt kazanır. Adlandırmazsa 7. maddenin bildirim düzeneği ağır basar ve uyuşmazlıklar kaynağı göstermeden, içeriği kaldırarak kapanır. İkisi farklı sorunları çözüyor: biri kimin ne ürettiğini gösteriyor, öbürü zararın yayılmasını durduruyor.[1]