Sayının kendisi
IceBoost v2.0, 7 milyon buz kalınlığı ölçümüyle eğitilmiş bir karar ağacı düzeneği ve Randolph Buzul Envanteri'ndeki her buzulun kalınlığını hesaplıyor: 6.0 sürümünde 215.547, 7.0 sürümünde 274.531 buzul sınırı. Çıkan küresel hacim 150.000 kilometreküp, belirsizliği 38.000 kilometreküp; deniz seviyesi karşılığı 323 milimetre, belirsizliği 91 milimetre. Bu sayının somut bir karşılığı var: buzullar bugünkü deniz seviyesi yükselmesinin yaklaşık yüzde 25 ile yüzde 30'unu oluşturuyor ve son yirmi yılda toplam kütlelerinin yaklaşık yüzde 5'ini yitirdi.[1]
Toplam, daha önceki iki küresel tahminle uyumlu; onlar 141.000 ve 158.000 kilometreküp veriyordu. Ancak makale, tek tek buzullar, buz başlıkları ve hatta büyük buzul toplulukları için üretilen kalınlık dağılımlarının modelden modele önemli ölçüde değişebildiğini yazıyor. Yani üç model aynı toplamda buluşurken buzun nerede durduğu konusunda ayrılabiliyor. Bir havzanın su planlaması o havzadaki kalınlığı kullanır ve küresel toplam bu soruyu açıkta bırakır.[1]
Güvenin coğrafyası
Modelin ölçümlere karşı karesel ortalama hatası yüksek Arktik'te öteki modellerden yüzde 20 ile yüzde 45 arasında düşük, başka yerlerde ise benzer. Yazarlar güvenin nerede yüksek olduğunu doğrudan söylüyor: eğitim verisinin bol olduğu yüksek enlemlerde. Dik dağlık arazide, küçük buzullarda ve eğitim verisi sınırlı alçak enlemlerde güven düşüyor. Doğu Grönland'daki Geikie Platosu bunun ölçeğini gösteriyor; orada daha önce bildirilenin neredeyse iki katı buz bulunuyor.[1]
Bu örüntünün bir açıklaması, eğitim sırasında hiçbir fizik yasasının dayatılmaması. Model veriden öğrendiği için, ölçümün bol olduğu yerde iyi, seyrek olduğu yerde zayıf çalışıyor. Başka bir açıklama da mümkün: dik, ince ve yarıklı dağ buzulları her yöntem için zaten daha zor hedefler, bu yüzden güven farkı verinin miktarından bağımsız olarak arazinin kendisinden de gelebilir. Makalenin Jensen Aralığı çözümlemesi ayrı bir uyarı taşıyor: model, düşük eğimli ve kalın buzlu bölgelerde belirgin biçimde içbükey, bu da girdi belirsizliği altında kalınlığı olduğundan az tahmin etme eğilimi anlamına gelebiliyor.[1]
Eksik gözlem kimin sorunu?
Veri açığının bulunduğu yerler Himalayalar, Karakorum ve Patagonya buz alanları. Bunlar aynı zamanda buzul suyunun tarımı, içme suyunu ve elektriği taşıdığı havzalar. Yani harita, buzun insan yaşamına en az karıştığı yerde en güvenilir, en çok karıştığı yerde en belirsiz. Bu dengesizlik, ölçüm seferlerinin bugüne kadar nerede yapıldığından doğuyor.[1]
Yazarların veri kümesi için saydığı kullanımlardan biri tam da bu: saha seferlerinin tasarımını bilgilendirmek. Bundan izlenebilir bir belirti çıkıyor. Alçak enlemlerdeki dağ havzalarında yeni kalınlık ölçümleri toplanırsa, sonraki sürümde küresel toplamın 38.000 kilometreküplük belirsizlik aralığı içinde kalması, buna karşılık bölgesel hacimlerin belirgin biçimde değişmesi beklenir. Deniz seviyesi için önemli olan sayı toplam; su için önemli olan sayı, bir vadinin üstündeki buzun kalınlığı.[1]