Planların defterine ne yazılıyor

Giulia Ulpiani ve arkadaşları, net sıfırı 2030 için taahhüt eden 103 Avrupa kentinin iklim nötrlüğü eylem planlarını ortak bir yönergeye göre eğitimli 61 okuyucuya kodlattı. Bu planların geride bıraktığı artık salınım toplamı 61,4 milyon ton karbondioksit eşdeğeri; kent başına taban salınımın ortanca yüzde 20'si ve kişi başına 0,8 ton. Karbondan arınma hızı olarak bu gerçekten yüksek. Muhasebe kalemi olarak ise, kabaca Avusturya'nın bir yılda saldığı kadarını atmosferden geri alma sözü.[1]

Bu artığın nerede durduğu iki kez okunmayı hak ediyor. Ortanca kentte bunun yüzde 50'si sabit enerjide — esas olarak binalarda — yüzde 31'i ulaşımda kalıyor. İkisi de terimin icat edildiği anlamda zor azaltılır sınıfına girmiyor; ısıtmayı ve otomobili kimse çimento klinkeriyle ya da uzun menzilli havacılıkla aynı kefeye koymuyor. Buradaki bağlayıcı kısıt, eksik bir teknolojiden çok 2030 takvimi içindeki süre ve para; yazarlar da örüntüyü aynı biçimde okuyor: gider ve hız, daha derin dönüşümün önüne geçmiş.[1]

Deftere yazılan 61,4 milyon tonluk dengelemeye karşılık çalışma, 11,3 milyon ton için sayısallaştırılmış giderim buluyor; yani yüzde 18. Kentlerin yalnızca yüzde 8'i artık salınımını sayısallaştırmada en yüksek notu aldı, yüzde 11'i de elde edebileceği giderim miktarını kestirmede. Yazarların bu stratejiler için kurduğu sağlamlık göstergesinin ortancası 0,5 çıkıyor; onlar bu değeri kırılganla umut verici arasında bir yere koyuyor.[1]

Kentin sahip olmadığı arazi

103 planın tamamı geçici ve araziye dayalı giderime, yani ağaç dikimi ve benzerlerine yaslanıyor. Bu gerçek bir karbon yutağı, ama net sıfır hedefinin taşımak zorunda olduğu iki özelliği var: geri döndürülebilir olması ve yer istemesi. Kentler ise yerin konutla, sağlık tesisiyle ve enerji altyapısıyla en sert yarıştığı mekânlar; çalışma da planlarda bu iş için gerçekte ne kadar arazi bulunduğuna dair ayrıntılı bir değerlendirme olmadığını buluyor.[1]

Kalıcı giderim planların yüzde 32'sinde görünüyor: karbon yakalama ve depolamalı biyoenerji yüzde 27, biyokömür yüzde 13, doğrudan hava yakalama ve depolama yüzde 7. Karbon kredisi yüzde 40'ında geçiyor; genellikle ayrıntısız, son çare olarak tutuluyor ve çalışmanın belirttiğine göre kentlerin kendileri de bu araca geniş ölçüde güvenmiyor. Böylece her kentin elindeki dengeleme aracı, bir yangınla, bir kuraklıkla ya da arazi kullanımının değişmesiyle bozulabilen araç oluyor; karbonu yüzyıllar boyu tutan seçenekler ise planların azınlığında kalıyor ve düzenleme, altyapı ve öngörülebilir destek gerektiriyor — buradaki hiçbir belediyenin elinde olmayan üç şey.[1]

Yazarların işaret ettiği kaldıraç talep tarafında: azaltımı öne almak, geriye kalanı gerçekten güç azaltılan alanlarda toplamak ve bağlama göre salınımı yüzde 40 ile yüzde 80 arasında düşürebileceğini kestirdikleri talep yönlü önlemleri kullanmak. Bu köşe, tarım alanlarında karbon ve biyoçeşitlilik kaybının nerede yoğunlaştığına baktığında da kaldıracı aynı yerde bulmuştu ve bunun yapısal bir nedeni var: talebin azalması salınımı, hakkında herhangi bir muhasebe yapılmadan önce ortadan kaldırıyor, dolayısıyla kalıcılık, arazi ve izleme düzeni gerektirmiyor. Alternatif bir okuma şu: kentler giderime yönelmiş olabilir, çünkü talep yönlü önlemler ulaşım fiyatlaması, yapı standartları ve beslenme gibi belediyelerin tek başına düzenleyemeyeceği alanlara uzanıyor; bu durumda boşluk, bir gözden kaçırmadan çok bir yönetişim sınırını gösterir.[1], [2]

Bir sonraki gözden geçirme neyi gösterecek

Önümüzde temiz bir sınama var. Bu planlar 2030 misyonu içinde yaşayan belgeler ve her gözden geçirme, artık salınımı binalardan ve ulaşımdan alıp gerçekten güç azaltılan alanlara taşır ya da taşımaz. 2027 sonuna kadar ortanca kentin artığı ağırlıklı olarak sabit enerjide ve ulaşımda durmayı bırakmışsa, azaltımı öne alma önerisi tutmuş demektir. Sektör payları yüzde 50 ile yüzde 31 dolayında kalır ve dengeleme sütunu yüzde 18 sayısallaştırılmış düzeyinde seyrederse, 61,4 milyon ton, taşıması için ölçülendirilmemiş bir hedefi taşıyan bir yer tutucu olarak kalır.[1]

Ölçülebilir kısım daha küçük ve daha yakın. Yazarların göstergesi artığın sayısallaştırılmasını, dengeleme seçeneklerinin adlandırılmasını, elde edilebilir giderim kapasitesinin kestirilmesini ve ikisinin arkasına izleme ile yönetişim konmasını ödüllendiriyor. Notunu yükselten bir kent bunu, bugün elinde olmayan sayıları yazarak yapar: kaç hektar, kimin elinde, ne kadar süreyle, nasıl doğrulanarak. Bu, istemesi ucuz, üretmesi rahatsız edici bir şey; kabaca işe yarar bir bildirim yükümlülüğünün tanımı da bu.[1]