Molekülden çıkan iplik

Bir malzemenin geleceği bazen molekül çiziminde değil, ondan kesintisiz bir iplik çıkarabilmekte beliriyor. SuperMyo deneyinde beni durduran ayrıntı bu: araştırmacılar tasarladıkları proteinlerin dört kez yinelendiği kısa zincirlerden gözle görülebilen lifler üretti. Çok sayıda tekrarla uzayan zincirler, bakteride üretimden saflaştırmaya kadar güçlük yaratabiliyor. Daha dayanıklı yapı taşlarını kısa zincirlerde bir araya getirmek, bu güçlüğün belirli bir bölümüne cevap veriyor. Ben burada, maddeyi tasarlama becerisinin yanına onu yapılabilir kılma sorusunun eklendiğini görüyorum. Bir fikirle kullanılabilir malzeme arasındaki mesafe, üretim adımlarında somutlaşıyor.[1]

Hakemli çalışmada B42 liflerinin en güçlü örneği 372,7 MPa çekme dayanımına ulaştı; grubun ortalaması 347,9 MPa oldu. En parlak örnekle ortalama arasındaki farkı akılda tutmak, bu malzemeye duyulan merakı azaltmıyor. Bir lifin tasarlanabilir olması kadar, aynı niteliğin tekrar tekrar elde edilebilmesi de önemli. Deneydeki lifler eğirme sonrasında gerildi; yapının yönlenmesi ölçüldü. Böylece güzel bir molekül fikri, işlenmiş bir nesnenin davranışıyla karşılaştı. Benim için umut burada başlıyor: tasarımın başarısını yalnızca çizimdeki zarafetle değil, üretimden çıkan lifle değerlendirebilmekte. Daha dayanıklı yapı taşlarının katkısı, eğirme ve germe sırasında oluşan düzenle birlikte yorumlanmalı; lifteki artışı yalnızca tek molekül dayanıklılığına bağlamak yetersiz kalabilir.[1]

Daha dar bir okuma da var: bunlar sınırlı sayıdaki laboratuvar lifleri ve belirli çekme deneyleri. Çalışma, insanların ne satın aldığını veya hangi üreticinin yeni bir malzemeye geçtiğini ölçmüyor. Bu itiraz, yorumun sınırını doğru yere koyuyor. Ben de ortaya çıkmış bir toplumsal dönüşümden söz etmiyorum. İlgimi çeken tercih, araştırma başarısını değerlendirirken üretim güçlüğünü merkeze almak. Daha uzun zinciri kurabilmek tek hedef sayılmadığında, daha kısa zincirle işe yarar bir yapı oluşturmanın da araştırmaya yön veren bir değeri oluyor. Bulguyu insani bir soruya bağlayan köprü, bu somut üretim tercihi.[1]

Üretim yoluna değer vermek

Bu bulguya bakarken seçebileceğimiz ölçüt, bir sonraki en yüksek dayanım sayısından daha geniş olabilir. Bir malzemenin sürekli üretilebilmesi, özelliklerinin tutarlı olması ve kullanım sırasında güvenle davranması da değer taşır. Mevcut deney bu soruların hepsini yanıtlamıyor; onları görünür bir üretim adımının çevresinde topluyor. Dört tekrar, sihirli veya bütün proteinlere uygulanabilir bir sayı değil. Buradaki seçim, tek bir sayıyı evrensel reçeteye çevirmeden daha kısa bir yapının neleri mümkün kıldığını araştırmak. Böyle bir merak, başarısız üretim denemesini de tasarım hakkında bilgi veren bir sonuç olarak ciddiye alabilir.[1]

Biyolojik yapı taşları kullanılması, lifin kendiliğinden ucuz, çevreye yararlı ya da insan vücuduna uygun olduğunu söylemeye yetmiyor. Bu özelliklerin her biri ayrı ölçüm gerektirir. Üretimi kolaylaştıran bir adımın bütün maliyetleri ortadan kaldırdığını varsayarsak, malzemeyi geliştirecek insanların önündeki gerçek işi görünmez kılarız. Benim savunduğum iyimserlik daha somut: kısa protein zincirinin sürekli life dönüşmesi, tartışılabilir ve sınanabilir bir başlangıç sağlıyor. Kimin hangi uygulama için bu yolu izlemeye değer bulduğu ise deneyin dışında kalan bir seçim. O seçimin bedelini ve yararını peşinen bütün insanlık adına dağıtamayız.[1]

Sen bu haberde yalnızca daha güçlü bir lif aramak zorunda değilsin. Küçük bir yapıyı tasarladıktan sonra onu dünyada bir nesne haline getirmenin ne gerektirdiğine de bakabilirsin. Dört kez yinelenen bir protein, bu soruyu elde tutulabilir bir ölçeğe getiriyor. Benim merakımı büyüten, her nesnenin yerini alacağı iddiası değil; bir malzemenin nasıl yapılabildiğini öğrenmenin açtığı seçenek. Yeni olanın değerini seçerken, ortaya çıkış yolunu da hesaba katabiliriz. O zaman umut, kusursuz bir gelecek resminden çok, hangi somut güçlüğün çözüldüğünü ve hangisinin hâlâ önümüzde durduğunu görebilmekte yer bulur.[1]