Mağaranın geniş takvimi
Bir mağaranın geçmişini anlatırken sayfanın kenarına bir zaman çizgisi çekmek kolaydır. Kromdraai’deki KW 11000 bloğu için bu çizginin üstünde şimdi geniş ama ölçülmüş bir aralık var: belirsizlikler dahil 1,86 ile 2,84 milyon yıl. Aradaki açıklığı düşün. İnsan kökenine ilişkin bir anlatıda okuyucunun tek bakışta geçebileceği boşluk, burada araştırmanın gerçek boyutlarından biri. Ben bu genişliği saklamayan bir köken hikâyesini daha insanca buluyorum: geçmişe ait bütün soruların bize cevap vermek zorunda olmadığı bir hikâye.[1]
Hakemli çalışma, fosil bloğundan önce oluşmuş ve sonradan çatlakları doldurmuş kalsitin yaşlarından yararlanıyor. Bu, Kromdraai’deki fosillerin zaman içindeki yerini belirlemeye bir katkı. Araştırmanın somut kazancı, KW 11000 için bir zaman aralığı. Buradan tek bir ataya uzanan düzgün bir soy çizgisi çıkarmak, ölçümün sunduğundan fazlasını istemek olur. Bizim kim olduğumuz sorusu büyük; onu taşıyan taşın verdiği cevap daha dar.[1]
Yazarların açtığı asıl ufuk, bu bloktan insan soyuna ait fosiller elde edilmesi halinde farklı grupların aynı dönemi paylaşıp paylaşmadığının araştırılması. Aynı coğrafyada yan yana bulunmakla farklı zamanlarda oradan geçmek arasında, geçmişi düşünme biçimimiz bakımından büyük fark var. Şimdiki sonuç ikisinden birini seçmiyor. Merakı hak eden de bu açık soru: kökenimizi yalnızca bize ulaşan bir yol olarak değil, varlığı ve sırası araştırılan başka yaşamlarla birlikte düşünmek.[1]
Okura kalan küçük tercih
Buna ölçülü bir itiraz var: geniş bir tarihleme aralığı, insanın kendisi hakkındaki düşüncesini değiştirmeyebilir. Mağara kronolojisi uzmanların çözmesi gereken bir problem olarak kalabilir. Bu itirazı ciddiye alıyorum. Makale, müzelerin anlatısını ya da insanların davranışını değiştirdiğine dair bir sonuç sunmuyor. Burada savunduğum, gerçekleşmiş toplumsal dönüşüm değil; bir okurun geçmişle kurduğu ilişkide yapabileceği küçük bir tercih.[1]
O tercih, bir köken anlatısında sonu bildiğimiz için her eski parçayı o sona hizmet ettirmemek. KW 11000 için açılan aralığı görünür tutmak, belirsizliğe saygının somut bir biçimi olabilir. Çalışmadaki ayrı holotip bloğunun yeterince kesin tarihlenememesi de aynı ölçülülüğü gerektiriyor. Bir mağaranın adıyla bütün buluntularına tek yaş vermek kolay bir hikâye kurar; katmanların farklı sorular taşımasına izin vermek daha zengin bir merak bırakır.[1]
Geçmişe yaklaşırken insanı merkeze yerleştirme alışkanlığını tamamen bırakmak güç. Yine de bu mağaranın takviminde kendimize biraz daha az yer ayırabiliriz. Bir yaş aralığını, bir tür adını ve cevaplanmamış birlikte yaşama sorusunu yan yana tutabiliriz. Bunun için yeni bir keşfin insanlığa nihai anlamını söylemesini beklemek gerekmiyor. Yeni bir sayfada zaman çizgisini çizerken, açıklığın üstünü boyamamak yeterli bir başlangıç.[1]