Tanıdık göz bebeğinin dışına çıkmak
Beş sakallı ejderin gözleri, tanıdık bir varsayımı yerinden oynatıyor. PLOS Biology’de yayımlanan deneyde kertenkelelerin göz bebekleri hareketli dönemlerde küçüldü, sakin dönemlerde genişledi. Memelilerden alıştığımız ilişkinin ters yönde çıkması, başka bir hayvanı kendi bedenimizden yola çıkarak anlamanın sınırını görünür kılıyor. Aynı ölçümde, hareketli başa iki gözün büyük ve eşzamanlı sıçramaları eşlik ederken, sakin başta küçük ve çoğu kez tek gözlü hareketler öne çıktı.[1]
Benim için buradaki genişleyen ufuk, başka bir canlının zihnine girdiğimiz düşüncesi değil. Deney, gözün başa göre konumunu ölçüyor; öznel deneyime erişmiyor. Yine de hangi bedeni ölçebildiğimiz, hangi karşılaştırmayı yapabildiğimizi belirliyor. Araştırmacıların farklı kafataslarına uyarlanabilen bir düzenek kurması, görmenin tek bir tanıdık anatominin çevresinde anlatılmasına karşı somut bir araç sunuyor. Merakın sağlam dayanağı da burada: varsayımı gözleme açabilmek.[1]
Bu açılımın ölçeği şimdilik sınırlı. Ayrıntılı davranış örneklemi beş kertenkeleden oluşuyor. Kaplumbağa ve fareye uyarlanan bağlantılar, aynı örüntünün o türlerde de bulunduğunu göstermiyor. Laboratuvardaki kablolu düzenek ve kameraların örnekleme sınırı da davranışın hangi bölümünü görebildiğimizi etkiliyor. Dar bir deneyden bütün hayvanlar için bir görme yasası çıkarmak, çalışmanın açtığı karşılaştırma yolunu yeniden kapatır.[1]
Karşılaştırmayı kime açıyoruz?
Açık tasarım, yazılım ve veriler, araştırma aracının başkalarınca incelenmesine ve uyarlanmasına olanak veriyor. Buradan topluma uzanan bağ, bir bulgunun kendiliğinden kültürü değiştirmesi değil; laboratuvarların hangi türleri incelemeye değer bulduğu ve araçlarını paylaşmayı nasıl seçtiği. Bir yöntemin yayımlanması ile farklı araştırma topluluklarında kullanılması arasında emek, uzmanlık ve kaynak var. Açıklık, bu gereksinimleri ortadan kaldırmadan ortak çalışma için bir başlangıç sağlıyor.[1]
Daha sönük bir okuma da mümkün: bu, küçük bir örneklemle gösterilmiş yararlı bir aygıt ve bir türün davranışına ilişkin dar bir sonuç. Bu okuma, yorumumu küçültüyor ama gereksiz kılmıyor. İnsan merkezli bir bakışı gevşetmek için büyük bir bilinç kuramı gerekmiyor; karşılaştırmanın sınırını dürüstçe çizmek de yeterince anlamlı. Kertenkelelerin bize benzediğini bulmak kadar, benzemediği noktayı ölçebilmek de bilimsel bir kazanım.[1]
Bu yüzden okur olarak hayretimi bir gizemin çözüldüğü iddiasına değil, sorunun daha iyi sorulabilmesine yöneltiyorum. Başka türlerden bağımsız ölçümler, bu ilk örüntünün ne kadar yaygın olduğunu sınamaya yarar. Araştırma kurumlarının önündeki seçim de somut: aynı tanıdık bedenlere daha ayrıntılı bakmakla yetinmek veya karşılaştırmanın kapsamına başka bedenler eklemek. Görme üzerine bilgimiz, bakmayı seçtiğimiz hayvanlarla birlikte biçimleniyor.[1]