Bir örnekten ortak dile

Bir kan örneğinin içine bütün insanlığı sığdıramazsın. Yine de genlerimiz hakkında kurduğumuz geniş cümleler, belirli insanların verdiği örneklerden doğuyor. Katar Biyobankası’ndaki 1882 yetişkinin genomuyla kandaki gen etkinliğini birleştiren araştırmada, önceki katalogların yakalayamadığı 1379 gen için düzenleme ilişkileri bulundu. Bu sayının bende uyandırdığı hayret, bedenimizde büsbütün yabancı bir düzen çıkmasından gelmiyor. İnsan diye başlayan bir cümlenin dayanağına biraz daha fazla insanın katılabilmesinden geliyor.[1]

Önceki büyük veri kümeleri ağırlıkla Avrupa kökenli katılımcılara dayanıyordu. Yeni örneklemde bazı DNA farklılıklarının daha sık bulunması, ilişkilerin görünür olmasını kolaylaştırdı. Ortak farklılıklar için hesaplanan etkilerin başka kaynaklarla güçlü uyumu da bu bulgunun yanına konmalı. Burada ayrı insanlıklar keşfedilmiyor. Genlerin düzenlenmesini inceleyen ortak bir araştırmanın görüş alanı genişliyor. Bu ayrım bana önemli geliyor: Çeşitliliği tanımak, birbirimizden bütünüyle farklı biyolojilere kapandığımızı varsaymayı gerektirmiyor.[1]

Bakışını ölçekten insana geri çevir. Araştırmanın katılımcıları, bir nüfus adının örnekleri olmanın ötesinde, kendi aralarında da farklılık taşıyan insanlar. Çalışma, örneklemin alt grupları arasında da düzenleme farklılıkları buldu. Benim buradan çıkardığım anlam, temsil edilmenin bir gruba tek bir biyolojik yüz vermekle tamamlanmadığı. Daha geniş bir insan tasviri, o tasvirin içindeki ayrıntıları da koruyabilmeli. Genom atlasının düşündürdüğü soru, kimin içeri girdiğiyle birlikte, içeride kimin farklılığının görünür kaldığı.[1]

İnsanların ölçüsünde

Bu yorumu taşıyan bulgu dar sınırlar içinde duruyor. Ölçülen doku kan; başka dokular için aynı sonuçlar varsayılamaz. İstatistiksel bağlantılar, hastalık nedenini veya bir kişinin tanısını tek başına belirlemiyor. Üstelik yeni görünen ilişkilerin bir kısmı, farklılıkların örneklemdeki sıklığıyla açıklanabiliyor. Etki büyüklüklerindeki gerçek farklılıklar da katkıda bulunabilir; atlas bütün mekanizmaları ayırmıyor. Daraltıcı okuma güçlü: Daha uygun bir örneklem, zaten ortak olan süreçleri daha iyi gösteriyor. İnsanlık hakkında büyük bir keşif ilan etmeden de, bilginin insanlara nasıl dayandığını burada görebiliyoruz.[1]

Atlasın ortak bilgiye dönüşmesinin somut yolu da var: Araştırmacılar özet sonuçları yeniden kullanıma açıyor, bireysel genom ve sağlık verilerine erişimi ise etik ve kurumsal değerlendirmeye bağlı tutuyor. Bu düzen, hem karşılaştırmayı hem kişilerin korunmasını aynı çalışmanın içine yerleştiriyor. Klinik eşitliğin sağlandığına ilişkin bir sonuç yok. Benim anlamlı bulduğum bağ, örnek veren insanlarla o örneklerden kurulan bilgiyi birbirinden koparmamak. Paylaşılabilir bir sonuç, katılımcının bütün verilerinin sınırsızca paylaşılması demek değil.[1]

Sen de insan genomu sözünü okuduğunda, o iki kelimenin ardında kimlerin bulunduğunu sorabilirsin. Bu soru, keşfin sevincini azaltmıyor; sevincin neye dayandığını belirginleştiriyor. 1882 insanın katkısından doğan yeni ilişkiler, ortak beden bilgimizin hâlâ öğrenilecek ayrıntılar taşıdığını gösteriyor. Buradaki umut, hepimizin aynı örneğe sığması değil. Kendimizi anlatırken kullandığımız ortak kelimelerin, onları taşıyan insanların çeşitliliğine biraz daha yaklaşabilmesi.[1]