Başka bedenlerin dünyası
Bir fosilde yüzgecin gövdeye göre uzunluğunu ölçmekle başlayıp yaşamın başka türlü de olabileceğini düşünmeye varabiliriz. Communications Biology’de yayımlanan yeni araştırma, 46 fosil türünü ve yaşayan 161 cinsi aynı akrabalık ağacında buluşturuyor. Kalamar ve ahtapotların akrabalarının yaklaşık 490 milyon yıllık geçmişinde, vücut biçimlerinin daha hızlı değiştiği beş dönem belirlenmiş. Bugün denizde görebileceğimiz canlılar, bu uzun öykünün yalnızca yaşayan dalları. Fosiller, bir zamanlar gerçekten var olmuş başka bedenlerin izlerini taşıyor.[1]
Bu bakışın bana ilginç gelen yanı, bugünkü biçimleri kaçınılmaz bir varış noktası gibi görme alışkanlığını sarsması. Çalışma, değişim hızını eski deniz sıcaklıklarıyla ve büyük yok oluşların ardından açılan ekolojik olanaklarla ilişkilendiriyor. Rakiplerin ve avcıların ortadan kalkması, hayatta kalan soyların önündeki koşulları değiştirmiş olabilir. Geçmişe dönük bu yorum, bütün değişimi açıklayan tek neden değil. Yine de evrim ağacına bakarken gördüğümüz şeyin koşullarla birlikte dallanmış bir tarih olduğunu düşünmek için somut bir dayanak sunuyor.[1]
Burada durup zaman ölçeğine bakmak gerekiyor. Araştırmanın hızlanma dediği dönemler milyonlarca yıla yayılıyor. Bir insanın ömrü, bir balıkçının çalışma hayatı ya da bir çocuğun büyümesi bu aralıkları bekleyemez. Eski bir yok oluşun ardından yeni biçimlerin gelişmiş olması, kaybedilen canlıların geri geldiği anlamına da gelmiyor. Bu yüzden benim bu fosillerden çıkardığım duygu, doğanın her şeyi nasıl olsa onaracağına dair rahatlık değil. Yaşamın sürmesiyle belirli bir yaşamın sürmesi arasındaki mesafeyi daha belirgin hissediyorum.[1]
Yaşayan denizin zamanı
Bu küçük karşılaştırmadan bugünün bütün çevre kararları için bir program çıkarılamaz. Araştırmacılar fosillerin, akrabalık ağacının ve geçmiş sıcaklık hesaplarının belirsizlikleriyle çalışıyor; küresel bir ortalama, her denizin koşulunu göstermiyor. Daha dar okuma da değerli: Bu, kafadanbacaklıların biçim tarihine ilişkin bir araştırma. İnsanlara sorumluluk yükleyen sonuç benim yorumum. O yorumun başladığı yer ise oldukça sade: Çok uzun bir gelecekte başka canlıların ortaya çıkabilmesi, bugün yaşayan bir canlının yerini doldurmuyor.[1]
Benim tercih ettiğim gelecek tasavvurunda, hayret yalnızca uzak geçmişe ayrılmıyor. Bir yaşam alanının korunmasını tartışırken, milyonlarca yıl sonraki çeşitlenmeyi bugünün kaybına karşılık saymayan bir dil kullanabiliriz. Burada hangi zamana ve hangi canlılara değer verdiğimizi belirleyen bir tercih yapıyoruz. Bir koruma yönteminin başarısı ise kendi sonuçlarıyla sınanmalı. Çalışmanın bize gösterdiği uzun öykü, bu tercihi ortadan kaldırmıyor. Kararı, bugün o denizle yaşayan insanların ve gelecek kuşakların zamanı içinde vermek zorundayız.[1]
Fosil, artık karşılaşamayacağımız bir bedenin izini taşıyor. Yaşayan akrabası ise hâlâ aynı dünyayı paylaştığımız bir canlı. Araştırmadaki yüzgeç ölçülerinden çıkıp yeniden denize baktığımızda, bu farkı yanımızda götürebiliriz. Bence çalışmanın insan için en verimli açtığı kapı burada: Geçmişin zenginliğiyle büyülenirken bugünün canlılarını gelecekteki birer örneğe indirgememek. Senin zamanında yaşayan bir denizin değerini anlamak için, onun önce fosilleşmesini beklemek gerekmiyor.[1]