Haritada görünmeyen mevsim

Bir hayvanın yaşam alanını haritada bir lekeyle gösterebilirsin. Göç eden bir hayvan için o lekeye zaman da eklemek gerekir: Bir mevsimde besleyen yer, başka bir mevsimde yeterli olmayabilir. Yaşam, bu yerler arasında gidip gelebilme imkânında sürer. Yeni toynaklı araştırmasının düşündürdüğü şey, korunacak dünyanın yalnızca içindeki canlıların listesiyle tarif edilemeyeceği. Bir türün adı yaşamaya devam ederken, o türün dünyada yapabildiği bir hareket eksilebilir. Korumanın anlamı burada genişliyor: Varlığın yanında, var olmayı mümkün kılan bağlantılar da dikkat istiyor.[1]

PLOS Biology’de yayımlanan hakemli çalışma, 51 soyu tükenmiş toynaklı türünü bugün yaşayan 207 türle karşılaştırdı. Kaybolan hayvanların davranışını bütünüyle göremiyoruz; araştırmacılar vücut kütlesi, beslenme ve enlemden yararlanarak göç kapasitesini hesapladı. Farklı evrim ağaçlarında soyu tükenmiş türlerin ortanca 41’i göç edebilir sınıfına girdi. Bu sayının çarpıcılığı, geçmişi kesin bir film gibi yeniden kurmasında yatmıyor. Fosilleri de hesaba kattığımızda, hareketin yaşam tarihindeki yerini yalnızca bugünün hayvanlarına bakarak anlayamayabileceğimizi gösteriyor. Kayıp, hangi soruyu sorduğumuzu da değiştiriyor.[1]

Elbette bir fosilden bugünün yol planına düz bir çizgi çekilemez. Fosilleri içeren modellerde göçmen soyların yok oluş hızı daha yüksek görünürken, yalnızca yaşayan türleri kullanan modeller farklı sonuç verebiliyor. Davranışın dolaylı hesaplanması da belirsizlik taşıyor. Göçü her koşulda bir zayıflık saymak, araştırmanın sınırını aşar; mevsimsel yiyeceğe ulaşmanın sağlayabildiği üstünlüğü de unutturur. Buradaki insani soru, doğaya hangi sıfatı vereceğimizden daha somut: Bir hayvanın yaşam biçimini, yalnızca son gördüğümüz konumuna bakarak ne kadar anlayabiliriz? Haritadaki duraklar, aralarındaki yol olmadan eksik bir tarif oluşturur.[1]

Korumanın hareketli tarafı

Araştırmacıların tartıştığı güncel baskılar arasında yollar, çitler ve arazi kullanımındaki değişim var. Bunlar, göçün mevsimsel besine erişim sağlayan işleyişini kesintiye uğratabilir. Buradan benim çıkardığım koruma ilkesi, bir yaşam alanını değerlendirirken onun başka yerlere açılan imkânını da hesaba katmak. Bir geçişin açık kalması, fotoğraftaki bir hayvan kadar kolay sergilenemez. Yine de korunan alanların arasındaki ilişkinin, her bir alanın sınırı kadar anlam taşıması mümkündür. Bu değer yargısı, çalışma yapılmadan önce de savunulabilirdi. Yeni karşılaştırma ona geçmişin hareketli hayvanlarını, bugünkü kararların yanına koyan daha geniş bir zaman ölçeği veriyor.[1]

Bunun tek bir harita çözümü yok. Araştırma, hangi yolun nereye yapılacağını veya hangi geçidin işe yarayacağını hesaplamıyor. Türlerin ihtiyaçları, arazinin kullanımı ve hareketin mevsimi ayrıca bilinmeli. Geçmişteki yok oluşlardan çıkarılan sonuç da bugünkü her engelin aynı etkiyi yaratacağını söylemiyor. Bu sınır, seçimin önemini azaltmıyor; onu ait olduğu yere, belirli bir arazi ve belirli bir canlı topluluğu hakkındaki karara taşıyor. Geniş zaman ölçeğindeki merak, ancak bu ayrıntılara yer bıraktığında yararlı. Yaşayan dünyaya duyulan hayranlık, onun her parçasının aynı koruma biçimine ihtiyaç duyduğunu varsaymayı gerektirmiyor.[1]

Sen bir göçmen hayvanı düşündüğünde, belki önce gövdesini, boynuzlarını ya da sürünün büyüklüğünü görürsün. Bu çalışmanın açtığı pencere, o görüntüye mevsimler arasında sürdürülen bir ilişkiyi ekliyor. Korunacak olanın bir bölümü, hayvanın bulunduğu yerde durabilmesi; bir bölümü de zamanı geldiğinde oradan ayrılabilmesi. Tür sayısını önemsemekten vazgeçmeden, hayatın hâlâ neler yapabildiğini de sorabiliriz. Böyle bir dikkat, geçmişte kaybolanları geri getirmez. Bugün yaşayanların dünyasında hangi hareketlere yer bırakmayı seçtiğimizi ise daha açık görmemizi sağlar.[1]