Nakdi Tükenen Bir Rejim Tasviri

Cumhurbaşkanı Trump, pazar günü Axios'a İran karşısında işi alçak perdeden sürdürdüklerini söyledi; nisandan bu yana süren deniz ablukasına ve yaptırımlara dayandıklarını, yeni saldırılara başvurmadıklarını belirtti; petrol o sırada varil başına yaklaşık 75 dolar düzeyinde seyrediyordu. Trump, İran hükümetinin yüksek enflasyon ve kendi askerlerine maaş ödeyememe sorunuyla karşı karşıya olduğunu, çekişmenin zamanla kendiliğinden çözüleceğini söyledi.[1]

BM Büyükelçisi Mike Waltz, aynı iddiayı daha keskin biçimde dile getirdi; İranlı müzakerecilerin nakit konuştuğunu, İran'ın Savunma Bakanı Pete Hegseth'in saldırılarından çok Hazine Bakanı Scott Bessent'in yaptırımlarından çekindiğini söyledi; İran para biriminin sert biçimde değer kaybettiğini, döviz rezervlerinin tükenmekte olduğunu belirtti. İki açıklama da aynı mekanizmayı tarif ediyor: İran'ın dolara ve piyasalara erişiminin sıkıştırılması. Ancak ikisi de dışarıdan bir gözlemcinin denetleyebileceği işlem düzeyinde bir veriyle desteklenmiyor.[2]

Fiyatın Tek Başına Kanıtlayamadığı Şey

Düşen petrol fiyatı Washington'ın anlatısıyla uyumlu, ama başka birkaç açıklamayla da uyumlu: küresel talebin yumuşaması, çatışmanın dışındaki üreticilerden gelen bol arz ya da piyasaların haftalardır büyük bir tırmanma yaşanmaması üzerine daha geniş bir savaş riskini aşağı çekmesi. Fiyatın tek başına bu açıklamalar arasında ayrım yapması mümkün değil; bu çekişmede ham petrol, teyit edilmiş sevkiyatlar kadar açıklamalar üzerine de tekrar tekrar hareket etti.[1]

İddiayı gerçekten sınayacak olan, hiçbir yetkilinin anmadığı türden veriler: İran'ın ham petrol ihracat hacimleri ve alıcıları, döviz rezervlerinin durumu, deniz ablukasının yükü fiilen durdurup durdurmadığı yoksa yalnızca maliyetini ve sigorta primini mi yükselttiği. Bunların hiçbiri bu hafta ABD Hazinesi, İran yetkilileri ya da bağımsız gemi takip servisleri tarafından açıklanmadı. Açıklanana kadar bu nakit vurgusu bir müzakere duruşunu tarif ediyor; ölçülmüş bir sonucu henüz kanıtlamıyor.[1], [2]

Boğaz Hâlâ İki Tarafa da Ait

Aynı mantık ters yönde de işliyor. İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki deniz gücü, salt ekonomik bir sıkıştırmanın tam olarak sigortalayamayacağı bir kaldıraç; Washington'ın yaptırımları tek başına değil, deniz ablukasıyla birlikte kullanmasının nedeni de bu. Yükü doğrudan durduran bir abluka uygulamadır; yükü yalnızca yavaşlatıp sigorta primini yükselten bir abluka ise iki tarafın da er ya da geç ödediği bir vergidir — İran için kaybedilen gelir, riski almayı sürdüren her alıcı için ise daha yüksek fiyat.[1]

İzlenmesi gereken rakam, bir sonraki manşet fiyat hareketi değil; İran yetkilileri ya da bağımsız takip servislerinin, müzakere odasının dışındaki birinin baskıyı gerçekten fiyatlamasına imkân verecek ihracat ve rezerv verilerini er ya da geç açıklayıp açıklamayacağı. O ana kadar hem yaptırımların işlediği hem ablukanın yalnızca bir sapak olduğu iddiaları, piyasanın hangisine inanmasında çıkarı olan taraflarca dile getiriliyor.[1], [2]